Tunus'ta başlayanın diğer Arap ülkelerine sıçramasını hayretle izledik. Mısır da Hüsnü Mübarek her ne kadar son ana kadar direndiyse de nihayetinde pes etti ve yöneitimi orduya bırakarak çekildi. Bahreyn'de ordu Mısır ordusunun aksine yönetimi protesto eden halka karşı oldukça sert davrandı. Benzer ama çok daha karmaşık gelişmeler ise Libya'da son günlerde cereyan ediyor. Yemen'de de ortalık toz duman. Suudi Kıralı halkın olası bir baş kaldırısını engellemek için çeşitli önlemler alıyor. Kafalar karışık ve gelecek puslu.
Her ne kadar bu olayların fitilini Tunus'taki gösteriler ateşlemiş gibi görünse de, protestoların bu kadar hızlı yayılması ve ayrıca açıkça oldukça iyi organize edildiğinin belli olması, bu olayların çok önceden planlandığı izlenimini veriyor. Gizli bir el! aylar öncesinden sanki bu olayları planlamış gibi. Akıllara ise ister istemez bu olayların BOP yani Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir parçası olup olmadığı sorusu geliyor. İşin açıkçası sezgileri oldukça güçlü olan Türk halkı bu olayların arkasında Amerika'nın olduğundan emin gibi. Sokakta kime sorsanız böyle bir olasılığın kuvvetle muhtemel olduğunu söyleyecektir. Hatta bundan emin olanların da sayısı az değildir.
Peki ABD'nin bu noktada amacı ne olabilir? Irak'a demokrasi getirme!!! vaadi ile müdahale eden ABD'nin nasıl bir demokrasi getirdiğini hep beraber izledik, izlemeye devam ediyoruz. Arap ülkelerinde demokrasinin gelişmemiş olduğu, oldukça otoriter, tam anlamıyla bir baskıcı yönetimlerin hüküm sürdüğü aşikar olmakla beraber, asıl sorulması gereken soru, bu ülkelerin insanları demokrasiye ne kadar hazır. Irak halkının demokrasiye o kadar da hazır olmadığını yeterince gördük sanıyorsam. Toplumun çeşitli kesimleri arasındaki sürtüşmeler yüzünden seçimden aylar sonra ancak bir hükümet kurmayı başarabildiler. Diğer ülkelerde demokratikleşme hareketleri ne kadar başarılı olacak tartışılır.
Eğer bu olayların arkasında ABD ya da diğer batılı ülkeler varsa, bir şekilde Arap ülkelerindeki yöneticilerden sıkılmış oldukları sonucuna rahatlıkla ulaşabiliriz. Bu noktada ise batılı ülkeleri böyle bir harekete iten en büyük neden olarak yükselen petrol fiyatlarını rahatlıkla gösterebilirim. Dünyadaki petrol rezervinin büyük bölümünü elinde bulunduran bu ülkelerde, petrol gelirlerinin büyük bölümünün Arap şeyhlerinin cebine girdiğini bu ülkeler hiç gitmemiş olan biri bile rahatça tahmin edecektir. Son dönemlerde bu ülkelerin yükselen petrol fiyatları karşısında üretimi yükseltmekte direnç gösterdiklerini de göz önünde bulundurur isek daha net bir sonuca ulaşabiliriz sanıyorum.
ABD ve diğer batılı ülkeler Arap halklarına karşı olmasalar bile ki bu noktada Arap halklarını çok da umusamadıklarını da söyleyebiliriz, Arap şeyhlerine ya da yöneticilerine karşı oldukları apaçık ortada. Onların devrilmesini ve daha kolay söz geçirebilecekleri kişilerin yönetime gelmesini istiyorlar. Bu noktada olayların ABD-İran çekişmesi ile çok da alakalı olmadığı iddia edilebilir. Zaten mevcut Arap ülkeleri ABD Irak'a müdahale ederken hiç bir şekilde karşı çıkmamışlardı. Ayrıca Suudi Arabistan ABD'den yüklü miktarda silah alım anlaşması imzaladı. Sünni Arap ülkeleri Şii İran'ı zaten sevmez.
Bu noktada bu olayların arkasında her ne olursa olsun, Arap şeyhlerinin huzurunun kaçtığı ve bunun da çok da olumsuz bir gelişme olmadığı söylenebilir. Devrilmeseler bilr en azından bu ülkelerde gelecekte daha demokratik bir yönetim olacağı söylenebilir. Bununla birlikte olası yeni kurulacak yönetimlerin başta ABD olmak üzere batılı ülkelerin güdümünde olacağını da açıkça söyleyebiliriz.
İran'ı bu durum oldukça rahatsız edecektir elbette ki. Sonuçta İran'da da baskıcı bir yönetim mevcut. Hatta bu olayların biraz da İran halkını yönetime karşı ayaklanmaya teşvik etme amacıyla çıkarıldığı dahi söylenebilir. Bu noktada ABD İran'a doğrudan askeri müdahalenin oldukça pahalıya patlayacağının hesabını yapmış olmalı ki kaleyi içten yıkmaya çabalıyor diyebiliriz. Bunu da eski müttefiklerinin canını yakma pahasına yapıyor. Ayrıca İran'ın Akdeniz'e gönderdiği savaş gemilerinin tek amacının İran tarafından yapılan açıklamada belirtilen amaç olmadığından da kuşku duyulabilir.
24 Şubat 2011 Perşembe
10 Şubat 2011 Perşembe
24 Yaş Altındakiler Konsere Giremedi
8 Şubatta Babylon'da Hindi Zahra konseri vardı. Hindi Zahra sever miyim sevmez miyim önemli değil. Bu konserde önemli olan, konsere sadece 24 yaş üstü dinleyicilerin girebilmesiydi. Nedeni ise alkol ile ilgili getirilen yeni düzenlemeler. Çünkü konser sponsoru bir alkollü içecek firmasıydı.
Rezalete bakın. Bu şehir daha geçen yıl Avrupa kültür başkenti idi. Ama bu yılın daha başında 24 yaşını doldurmamışlar bir konsere alınamadı, bir konseri isteseler de izleyemediler.
Özgürlüklerin kısıtlanması çok gerekli değilse her zaman karşısında olunması gereken bir durumdur. Ancak Türk milleti Tayyip hükümetinin Türkiye Cumhuriyetini bir Tayyip Cumhuriyeti haline getirmesine göz yumuyor. Tayyip'in hayat görüşüne göre yaşayacağız artık, onun fermanlarına uyacağız. Ne iyidir o bilir, onun beğendiği sanat eserlerine beğenecek, onun dinlediği müziği dinleyecek, onun sevdiği filmleri seyeredecek, onun yediklerini yiyecek, onun içtiklerini içeceğiz. Yoksa bedelini öderiz. Ya Tayyip'in tarafında oluruz ya da bertaraf oluruz. Tayyip'in son bertaraf ettiği kişiler ise malesef 8 Şubat tarihindeki konsere gitmek istediği halde gidemeyen gençler değil. Daha vahimi oldu yine. Trabzon'da bir bakanı protesto etmek isteyen öğrenciler Tayyip'in polisleri tarafından bir güzel evrile çevrile dövüldü.
Tayyip'i protesto edemezsiniz. Ne haddininize Ey Türk İstikbalinin Evlatları.EY TÜRK GENÇLİĞİ BİRİNCİ VAZİFEN TAYYİP DENEN ADAMI SEVMEKTİR. ÇEVRENDE ONU PROTESTO ETMEK İSTEYEN KENDİNİ BİLMEZLER OLABİLİR. ONLARA DOĞRU YOLU GÖSTERECEK KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
Türk halkı hala demokrasiyi özümseyemedi. Var olduğu ilk tarihlerden beri başında bir han,hakan,kağan, sultan vb eleştirilmesi pek kolay olmayan yöneticiler olan, ve onların tebaası durumunda olmayı kanıksamış bir millet için 80-90 yıl demokrasıyi özümseyebilmek için çok kısa kalıyor sanırım. İşin en trajıkomik yanı ise Tayyip denen şahsın ki kendisi bu ülkenin malesef Başbakanı koltuğunu bu milletin izni ile işgal etmektedir ve daha uzun süre işgal edecek gibi de görünmektedir, hem bu kadar antidemokrat olup hem de demokrasi dersi vermeye çalışmasıdır. Hüsnü Mübarek'e halkın sesini dinlemeyi salık veren Ey Tayyip, Cumhuriyet mitinglerinde halkın sesini, o dönemde geçici bir sağırlık yaşadığın için mi dinleyemedin? Bu kadar da olmaz. Ama olur. Bu millet her zaman dediğim gibi buna müstehak.
" Her millet layık olduğu şekilde yönetilir."
Rezalete bakın. Bu şehir daha geçen yıl Avrupa kültür başkenti idi. Ama bu yılın daha başında 24 yaşını doldurmamışlar bir konsere alınamadı, bir konseri isteseler de izleyemediler.
Özgürlüklerin kısıtlanması çok gerekli değilse her zaman karşısında olunması gereken bir durumdur. Ancak Türk milleti Tayyip hükümetinin Türkiye Cumhuriyetini bir Tayyip Cumhuriyeti haline getirmesine göz yumuyor. Tayyip'in hayat görüşüne göre yaşayacağız artık, onun fermanlarına uyacağız. Ne iyidir o bilir, onun beğendiği sanat eserlerine beğenecek, onun dinlediği müziği dinleyecek, onun sevdiği filmleri seyeredecek, onun yediklerini yiyecek, onun içtiklerini içeceğiz. Yoksa bedelini öderiz. Ya Tayyip'in tarafında oluruz ya da bertaraf oluruz. Tayyip'in son bertaraf ettiği kişiler ise malesef 8 Şubat tarihindeki konsere gitmek istediği halde gidemeyen gençler değil. Daha vahimi oldu yine. Trabzon'da bir bakanı protesto etmek isteyen öğrenciler Tayyip'in polisleri tarafından bir güzel evrile çevrile dövüldü.
Tayyip'i protesto edemezsiniz. Ne haddininize Ey Türk İstikbalinin Evlatları.EY TÜRK GENÇLİĞİ BİRİNCİ VAZİFEN TAYYİP DENEN ADAMI SEVMEKTİR. ÇEVRENDE ONU PROTESTO ETMEK İSTEYEN KENDİNİ BİLMEZLER OLABİLİR. ONLARA DOĞRU YOLU GÖSTERECEK KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
Türk halkı hala demokrasiyi özümseyemedi. Var olduğu ilk tarihlerden beri başında bir han,hakan,kağan, sultan vb eleştirilmesi pek kolay olmayan yöneticiler olan, ve onların tebaası durumunda olmayı kanıksamış bir millet için 80-90 yıl demokrasıyi özümseyebilmek için çok kısa kalıyor sanırım. İşin en trajıkomik yanı ise Tayyip denen şahsın ki kendisi bu ülkenin malesef Başbakanı koltuğunu bu milletin izni ile işgal etmektedir ve daha uzun süre işgal edecek gibi de görünmektedir, hem bu kadar antidemokrat olup hem de demokrasi dersi vermeye çalışmasıdır. Hüsnü Mübarek'e halkın sesini dinlemeyi salık veren Ey Tayyip, Cumhuriyet mitinglerinde halkın sesini, o dönemde geçici bir sağırlık yaşadığın için mi dinleyemedin? Bu kadar da olmaz. Ama olur. Bu millet her zaman dediğim gibi buna müstehak.
" Her millet layık olduğu şekilde yönetilir."
23 Ocak 2011 Pazar
TAKSİMDE EZELİ RAKİPLERİN ORTAK EYLEMİ VARDI
Bugün Taksim Taksim olalı görmediği bir kalabalık gördü.Bugün İstiklal'den ezeli rakiplerin ortak öfkesi aktı. Yürüyenlerin çoğu Türk spor tarihinin ezeli takımlarının taraftarlarıydı. Bu insanlar maçlarda birbirlerine ağır hakaretlerde bulunur, küfürler savuru, hatta zaman zaman kavga ederler, birbirlerine öldüresiye döverler. Ama bugün kol kolalar. Bugün bir ortak amaç uğruna birleşmişler.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı TT Arena Stadı'nın açılışında portesto eden Galatasaray taraflarına başbakanın tepkisi sert olmuştu. Biz millet olarak zaten başbakanın hiç de demokratik bir ülke başbakanına yakışmayan bir şekilde, hiç bir eleştiriyi, itirazı hazmedemediğine daha önceden de çok defa şahit olmuştuk. Hatta neredeyse tüm AKP'lilerde aynı küstah tavrı, aynı burnu büyüklüğü, aynı şişirilmişliği görmüşüzdür. Sayın başbakan ve kurmayları bu ülkenin köylüsünü, işçisini çok defa azarlamış, provokatörlük ile suçlamış, bu milletin onlara verdiği sıfatlar ve yetkiler ile bu milleti pek çok defa ezmiştir. Ancak bu defa karşılarında koskoca Galatasaray takımının taraftarları vardı ve susmadılar.
Galatasaray Spor Kulübü başkanı Adnan Polat belki de AKP'nin Galatasaray aleyhine işler yapmasından çekindiği için oldukça pasif demeçler verdi. Hatta bu nedenle ona pek çok Galatasaray taraftarı kırıldı.
Derken savcılık soruşturma başlattı. Peki suç neydi? Suç demokratik bir ülkede bir grup taraftarın Başbakanı protesto etmesiydi. Allah aşkına, hangi demokratik ülkede böyle bir suç olabilir, böyle bir şey suç sayılabilir, böyle bir konuda savcılar soruşturma başlatabilir. Ancak askeri cunta dönemlerinde görülebilecek olaylar bunlar.
İşin demorasi açısından eleştirilecek çok yanı var. Üst üste seçimlerden yüksek oylar alan AKP artık iyice şımardı, bu bir gerçek. Ancak beni çok sevindiren bir görüntü vardı İstiklal'de. Ezeli takımların gözü kara taraftarları, bir derbide tekme tokat kavgaya tutuşabilecek insanlar kenetlendi orada. Fenerbahçeliler, Beşiktaşlılar, Trabzonsporlular ve pek çok Anadolu takımı taraftarı, ellerinde dövizler, Galatasaray taraftarlarına destek oldular. Sporun dostluk ve kardeşlik demek olduğunu bir kez daha gösterdiler. Öyle güzel bir görüntü ki, insan duygulanıyor gerçekten.
AKP'ye buradan sesleniyorum. HADDİNİZİ BİLİN, KİMSE SİZİN UŞAĞINIZ DEĞİL, KİMSEDEN ÜSTÜN DEĞİLSİNİZ, YERİ GELİR GELDİĞİNİZ GİBİ GİDERSİNİZ....
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı TT Arena Stadı'nın açılışında portesto eden Galatasaray taraflarına başbakanın tepkisi sert olmuştu. Biz millet olarak zaten başbakanın hiç de demokratik bir ülke başbakanına yakışmayan bir şekilde, hiç bir eleştiriyi, itirazı hazmedemediğine daha önceden de çok defa şahit olmuştuk. Hatta neredeyse tüm AKP'lilerde aynı küstah tavrı, aynı burnu büyüklüğü, aynı şişirilmişliği görmüşüzdür. Sayın başbakan ve kurmayları bu ülkenin köylüsünü, işçisini çok defa azarlamış, provokatörlük ile suçlamış, bu milletin onlara verdiği sıfatlar ve yetkiler ile bu milleti pek çok defa ezmiştir. Ancak bu defa karşılarında koskoca Galatasaray takımının taraftarları vardı ve susmadılar.
Galatasaray Spor Kulübü başkanı Adnan Polat belki de AKP'nin Galatasaray aleyhine işler yapmasından çekindiği için oldukça pasif demeçler verdi. Hatta bu nedenle ona pek çok Galatasaray taraftarı kırıldı.
Derken savcılık soruşturma başlattı. Peki suç neydi? Suç demokratik bir ülkede bir grup taraftarın Başbakanı protesto etmesiydi. Allah aşkına, hangi demokratik ülkede böyle bir suç olabilir, böyle bir şey suç sayılabilir, böyle bir konuda savcılar soruşturma başlatabilir. Ancak askeri cunta dönemlerinde görülebilecek olaylar bunlar.
İşin demorasi açısından eleştirilecek çok yanı var. Üst üste seçimlerden yüksek oylar alan AKP artık iyice şımardı, bu bir gerçek. Ancak beni çok sevindiren bir görüntü vardı İstiklal'de. Ezeli takımların gözü kara taraftarları, bir derbide tekme tokat kavgaya tutuşabilecek insanlar kenetlendi orada. Fenerbahçeliler, Beşiktaşlılar, Trabzonsporlular ve pek çok Anadolu takımı taraftarı, ellerinde dövizler, Galatasaray taraftarlarına destek oldular. Sporun dostluk ve kardeşlik demek olduğunu bir kez daha gösterdiler. Öyle güzel bir görüntü ki, insan duygulanıyor gerçekten.
AKP'ye buradan sesleniyorum. HADDİNİZİ BİLİN, KİMSE SİZİN UŞAĞINIZ DEĞİL, KİMSEDEN ÜSTÜN DEĞİLSİNİZ, YERİ GELİR GELDİĞİNİZ GİBİ GİDERSİNİZ....
16 Ocak 2011 Pazar
Bu Ülkeyi Sevmem Bu Milleti Sevmemi Gerektirmiyormuş
Başlığa bakınca bazıları "Töğbe Töğbe" diyecektir eminim. Desinler, zaten ben de onların çoğunlukta olduğu bu milleti, onlar öyle oldukları için sevmiyorum ya. Bağnazlık ve bağnazlığa bile bile yapışma hali. Medeniyet, çağdaşlık, uygarlık gibi kavramlarla inatlaşma, keçi gibi yobazlığa sarılma ve irtica. Buradaki irtica kelime anlamı dışında değildir kimse yanlış anlamasın. Ülkemizdeki irticai faaliyette bulunanlar da onlarla kavga edenler de irtacai faaliyetin tam ortasındadırlar. Hepsi irticacıdır. Beyin olarak öyledirler, kişilik olarak öyledirler, yapı olarak öyledirler. Ruhları irticacıdır onların, ister kendilerine Atatürkçü desinler ister Nurcu, ister milliyetçi ister ümmetçi. Ne oldukları önemli değildir, alayı irticacıdır yurdum insanının. Gelişme, ilerleme, istikbal sevdası zerre kadar yoktur içlerinde.
Kısır çekişmelerle doludur bu ülke. Bir millet yaşar bu topraklarda, R.T.E. adlı şahıstan daha yüksek nitelikli birini başına çıkaramaz. Ondan daha niteliklisini yetiştiremediğinden olsa gerek bu toprakların anaları, babaları. Bir kültür erozyonu ki, bu ülke insanlarını görünürde insan yapar. Oysa alayının içinde bir yabani yaratık vardır. O ne insandır, ne de hayvan. O ikisi arası, ama ikisinden de tehlikeli bir şeydir. Cahildir yurdum insanı, ama cehaleti kabul etmez. Kendini alim beller, beller de laf dinlemez. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az derley ya, hah aynen öyledir bu ülkenin milleti. İşine geldi mi ahlak abidesidir, kültür abidesidir kendileri. Ama işine gelirse. Yoksa ahlaksızlık diz boyudur. Ortaokula giden kızların rüzgar eteğini kaldırdığında bacaklarına bakmaktan kendini alamaz bu ülkenin sakallıları, bıyıklıları, beş vakit namazlıları. Ha sonra vaaz verirler bakma sen. Kimi kandırıyorsun, hepinizin gözünde şeytani bir ışıltı var.
Yere göğe sığdıramaz kendini yurdum insanı. Bir Türk dünyaya bedeldir yalanına kanar. Öyle ki bu yalana Tanrının varlığından daha fazla inanmaktadır. Oysa gerçek şudur " Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır". Ama ne gam onlara. Onlar ki bilmezler bilmediklerini. Bilmeyecekler de. Bütün almaçları kapalı onların. Felçli bir hasta gibiler, ama madden değil manen felçli. Taşa geçer mi söz. Taş hiç taş olduğunu bilir mi?
Bu ülkede her türlü iğrençlik olur. Sapık hocalar vardır bu ülkede. Ha hoca demişken, okullardaki değil bir tek. Türlü ne olduğu belirsiz dini yapılanmalardan bahsediyorum. Kendilerine gökten ayet inmiş gibi davranırlar. İçlerinde o kadar yoldan çıkmışlar vardır ki, bir kadını işkence ile öldürüp bir de üstüne beton dökebilirler. Hiç utanmadan, hiç arlanmadan bir de kendilerine Müslüman derler. Şeytanın uşağıyız biz desenize.
İslam'ın dünyadaki bozuk imajı böylelerinin yobazlığından kaynaklanıyor zaten. Dünyanın en doğru dininin mensupları dünyanın en eğri büğrü işlerini yapıyor. Yüzlerine tüküresim geliyor, onlar insansa hayvan olmayı daha büyük bir şeref sayıyorum kendi adıma. İster eşek olayım, ister yılan, ister köpek, ister ayı, ister solucan, onlar gibi İnsan olmaktansa çok daha büyük bir şereftir en adi hayvan olmak. İşte böyleleri yüzünden nefret ediyorum bu milletten. Bu sapkınlıktan, bu çürümüşlükten. Sokağa çıktığımda çürük yumurta kokusu gelir burnuma. Sağa sola atılmış çöplerden değil, insanların içinden gelir o koku.
Bir avuç kalmış bir avuç. Bir avuç adam gibi adam kalmış bu ülkede. O bir avuç adam gibi adama acırım. Ama elimden bir şey gelmez.
Öfkeliyim, kızgınım milletime. Kırgınım. Atatürk'ün resmini nerede görsem utanıyorum. Türk bayrağı görünce suratım kıpkırmızı kesiliyor. Bir öfke patlaması içimde. Mustafa Kemal'e acıyorum. Hiç hak etmeyen bir millet için hayatını zehir etti. Hiç değmeyen bir millet için gününü gecesine kattı, uykusuz kaldı. Hiç değmeyen bir millet için savaştı. Hiç değmeyen bir millet için mücadele etmekten yorgun düştü, genç yaşta göçtü gitti. Oysa yaşayacakmış hayatını. Bırak Yunan girsin milletin evine, sarsın Anadolu'yu. Kursun büyük HELEN devletini. Bırak doğuda Ermeniler alsın her yeri. Bırak İstanbul İngilizlerin olsun. Şimdiki halinden daha güzel olacağı kesin. Bırak sönsün bu topraklardaki son baca. Git yaşa hayatını. Hatta geç, Yunan ordularını komuta et. Kahraman ol. Eminim daha çok kadir kıymet bilirler. Seni hatırlamayı sağa sola resmini koymaktan, büstünü dikmekten ibaret saymazlar en azından. Bir de o resimlere, o büstlere utanmadan, hiç sıkılmadan bakmazlar.
Bu millet her şeye müstehak. Adam olmaz milletim benim.
Kısır çekişmelerle doludur bu ülke. Bir millet yaşar bu topraklarda, R.T.E. adlı şahıstan daha yüksek nitelikli birini başına çıkaramaz. Ondan daha niteliklisini yetiştiremediğinden olsa gerek bu toprakların anaları, babaları. Bir kültür erozyonu ki, bu ülke insanlarını görünürde insan yapar. Oysa alayının içinde bir yabani yaratık vardır. O ne insandır, ne de hayvan. O ikisi arası, ama ikisinden de tehlikeli bir şeydir. Cahildir yurdum insanı, ama cehaleti kabul etmez. Kendini alim beller, beller de laf dinlemez. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az derley ya, hah aynen öyledir bu ülkenin milleti. İşine geldi mi ahlak abidesidir, kültür abidesidir kendileri. Ama işine gelirse. Yoksa ahlaksızlık diz boyudur. Ortaokula giden kızların rüzgar eteğini kaldırdığında bacaklarına bakmaktan kendini alamaz bu ülkenin sakallıları, bıyıklıları, beş vakit namazlıları. Ha sonra vaaz verirler bakma sen. Kimi kandırıyorsun, hepinizin gözünde şeytani bir ışıltı var.
Yere göğe sığdıramaz kendini yurdum insanı. Bir Türk dünyaya bedeldir yalanına kanar. Öyle ki bu yalana Tanrının varlığından daha fazla inanmaktadır. Oysa gerçek şudur " Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır". Ama ne gam onlara. Onlar ki bilmezler bilmediklerini. Bilmeyecekler de. Bütün almaçları kapalı onların. Felçli bir hasta gibiler, ama madden değil manen felçli. Taşa geçer mi söz. Taş hiç taş olduğunu bilir mi?
Bu ülkede her türlü iğrençlik olur. Sapık hocalar vardır bu ülkede. Ha hoca demişken, okullardaki değil bir tek. Türlü ne olduğu belirsiz dini yapılanmalardan bahsediyorum. Kendilerine gökten ayet inmiş gibi davranırlar. İçlerinde o kadar yoldan çıkmışlar vardır ki, bir kadını işkence ile öldürüp bir de üstüne beton dökebilirler. Hiç utanmadan, hiç arlanmadan bir de kendilerine Müslüman derler. Şeytanın uşağıyız biz desenize.
İslam'ın dünyadaki bozuk imajı böylelerinin yobazlığından kaynaklanıyor zaten. Dünyanın en doğru dininin mensupları dünyanın en eğri büğrü işlerini yapıyor. Yüzlerine tüküresim geliyor, onlar insansa hayvan olmayı daha büyük bir şeref sayıyorum kendi adıma. İster eşek olayım, ister yılan, ister köpek, ister ayı, ister solucan, onlar gibi İnsan olmaktansa çok daha büyük bir şereftir en adi hayvan olmak. İşte böyleleri yüzünden nefret ediyorum bu milletten. Bu sapkınlıktan, bu çürümüşlükten. Sokağa çıktığımda çürük yumurta kokusu gelir burnuma. Sağa sola atılmış çöplerden değil, insanların içinden gelir o koku.
Bir avuç kalmış bir avuç. Bir avuç adam gibi adam kalmış bu ülkede. O bir avuç adam gibi adama acırım. Ama elimden bir şey gelmez.
Öfkeliyim, kızgınım milletime. Kırgınım. Atatürk'ün resmini nerede görsem utanıyorum. Türk bayrağı görünce suratım kıpkırmızı kesiliyor. Bir öfke patlaması içimde. Mustafa Kemal'e acıyorum. Hiç hak etmeyen bir millet için hayatını zehir etti. Hiç değmeyen bir millet için gününü gecesine kattı, uykusuz kaldı. Hiç değmeyen bir millet için savaştı. Hiç değmeyen bir millet için mücadele etmekten yorgun düştü, genç yaşta göçtü gitti. Oysa yaşayacakmış hayatını. Bırak Yunan girsin milletin evine, sarsın Anadolu'yu. Kursun büyük HELEN devletini. Bırak doğuda Ermeniler alsın her yeri. Bırak İstanbul İngilizlerin olsun. Şimdiki halinden daha güzel olacağı kesin. Bırak sönsün bu topraklardaki son baca. Git yaşa hayatını. Hatta geç, Yunan ordularını komuta et. Kahraman ol. Eminim daha çok kadir kıymet bilirler. Seni hatırlamayı sağa sola resmini koymaktan, büstünü dikmekten ibaret saymazlar en azından. Bir de o resimlere, o büstlere utanmadan, hiç sıkılmadan bakmazlar.
Bu millet her şeye müstehak. Adam olmaz milletim benim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)