2 Nisan 2012 Pazartesi

Kendi Elektriğini Kendin Üret!

Son gelen elektrik ve doğalgaz zammı zaten kıt kanaat geçinenleri vurdu. Yaza girerken doğalgaz tüketimi azalacağından insanların sırtındaki fatura yükü bir nebze olsun hafifleyecekti. Ancak elektriğe yelen zam, elektrik zammını ikiye katlayan doğalgaz zammı, ve hem elektriğin hem de doğalgazın sanayide ana maliyet unsurları arasında yer almasından dolayı tüketim mallarına gelecek olası zamlar kara kara düşünmemize yol açıyor. Ayrıca yaz aylarında, özellikle güney bölgelerde neredeyse tüm gün durmaksızın çalışan klimalar elektrik faturasını ciddi oranda şişirecektir. Ne kadar A, A+ gibi elektrik tüketimi konusunda cimri ürünlere yönelirseniz yönelin faturanız yüksek gelecektir. Tabi bu tür elektronik eşyaları kullanmayanların faturası daha yüksek gelecektir. Ancak yine de, tasarruf tedbirleri ve tasarruflu ürünlerle dahi elektrik faturanızı bir yere kadar düşük tutabilirsiniz.

 Peki elektrik faturanız 0 TL olsa ne olurdu?
Hayal mi?
Artık değil!

500 kV'a kadar özel kişiler kendi elektriğini üretebilme hakkına sahip. Ayrıca ihtiyaç fazlası elektrik üretirseniz, ürettiğiniz elektriği satabiliyorsunuz da. Yani elektrik faturanız - dahi olabilir, yani cebinizden para çıkarmaz, cebinize para girmesine dahi yol açabilir.

Kendi elektriğiniz en kolay yoldan üretmenin ise yolu var. Birincisi rüzgar türbini kurmak. Bunun için evinizin rüzgarlı bir bölgede olması şart. Yıllık ortalama 5m/s ve üstünde rüzgara sahip bir yerde yaşıyorsanız evinizin çatısına ya da bahçenize bir rüzgar türbini kurabilirsiniz. Rüzgarsız zamanlarda akülerde depolayabileceğiniz elektriği kullanabilir ya da şehir şebekesinden elektrik kullanırsınız.

Eğer bu değerde rüzgarlı olmayan bir bölgede yaşıyorsanız, ama bol güneş alan bir coğrafyadaysanız, evinizin çatısına yerleştireceğiniz güneş panelleri ile de elektrik ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Geceleri ve bulutlu günlerde yine akülerde depolayacağınız elektriği kullanabilirsiniz. Bu yeterli gelmez ise şehir şebekesinden elektrik kullanırsınız.
Rüzgar Türbinleri

Yapılan hesaplamalar elektrik panelleri ve rüzgar türbinlerinin yaklaşık 10 yıl içinde kendini amorti ettiğini gösteriyor. Üstelik çok konutlu sitelerde bu süre çok daha kısalabiliyor. Tabi elektrik üretme potansiyeli de yapılacak yatırımın kendini amorti etme süresi üzerinde önemli ölçüde etkilidir.

Bir diğer nokta ise, rüzgar türbinleri veya güneş panelleri ile ürettiğiniz elektriğin çevreye hiç zarar vermiyor oluşu. Atmosfere ve toprağa hiçbir zehir gaz ve kimyasal saçmıyorsunuz. İhtiyaç duyduğunuz elektriği tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılıyorsunuz.

Hem rüzgarlı hem de bol güneşli bir coğrafyanız var ise eğer, her iki sistemi de kurabilirsiniz. Tabi ilk yatırım maliyeti yüksek olacaktır. Ancak ihtiyaç fazlası elektriği devlete satma gibi bir seçeneğiniz de var. Bunu da gözardı etmemek gerek.

Güneş Panelleri
Bir evin elektrik ihtiyacını karşılamak için ortalama 5 kVlık bir sistem yeterlidir genellikle. Böyle bir sistemin ortalama maliyeti ise 15-20 bin TL civarında.

Eğer bu konuda bir çaba sarfetmek isterseniz, elektrik faturanız ile size en yakın elektrik dağıtım sirketine başvurabilirsiniz. 


Anılarınızı Duvara Yansıtın!

Ailece gittiğiniz yaz tatilinde yaptıklarınızı yeni Sony Projektörlü Handycam ile kaydettiyseniz istediğiniz her yerde ışıkları biraz kısarak sevdiklerinize izletebilirsiniz. Diyelim ki tatilden sonra annenizin evine gittiniz. Malum emektar televizyonların usb girişi ya da SD kart girişi olmayacaktır. Peki ne mi yapıyoruz? Işıkları kısıp, yeni Sony Handycam’inizin projektörünü açıyorsunuz ve tüm anılarınızı duvara yansıtıyorsunuz. İşte hepsi bu!

Sony’nin, Handycam’in tanıtımı için hazırladığı bu kısa videoda görüntü kalitesi ve kameranın diğer özellikleri sanki kendi evimizde gerçekleşiyor gibi canlandırılmış. Şimdi hayal gücünüzü zorlayın ve projektörünüzü nereye yansıtacağınızı düşünün. Çünkü artık her yüzey bir sinema perdesi...

Bir bumads advertorial içeriğidir.

27 Mart 2012 Salı

Afrika Ülkelerini Yoksulluktan İnternet Kurtarabilir Mi?

Afrika ülkelerinin çoğunluğunda yoksulluk tüm şiddetiyle hüküm sürüyor. Yine pek çoğunda etnik çatışmalar, mafya ve diğer bazı problemler, bu kıtada yaşayan insanların hayatını karartıyor. Afrika ülkelerine BM eliyle yapılan yardımların ise pek işe yaramadığı ortada. Açlığın artık dramatik bir hal aldığı yerlerde ancak bir avuç insanı hayatta tutmaya yetebiliyor bu yardımlar. Uzun yıllardır BM ve gönüllü vakıf ve dernekler bölgede yardım faaliyetlerinde bulunuyor ancak yara o kadar büyük ki, oldukça küçük bir parçasına deva olabiliyorlar. Oysa Afrika kıtasında yoksulluk ve sefalet içinde yaşayan insanlara ileriye yönelik sürekli ve düzenli gelir kaynağı sağlanmalı ki en azından bir sonraki nesil daha iyi şartlarda kendi imkanları ile yaşayabilsin.
Afrika'da Bir Aile

Afrika ülkelerinde yaşayan insanlar için internet önemli bir gelir kaynağı olabilir. En azından durumu görece iyi durumda olan ülkelerdeki insanlar interneti kullanarak kendilerine gelir kaynağı yaratabilirler. Ancak bu insanların pek çoğu bu konuda teknik desteğe ihtiyaç duyuyorlar.

İnternetten para kazanmanın pek çok yolu var ancak neredeyse sıfır yatırımla para kazanma yolu site kurmak ve bu siteyi geliştirmekten geçiyor. Ülkemizde de bu yöntemle önemli oranlarda para kazanan pek çok insan var. Yaptıkları şey bir site kurmak, siteyi geliştirmek, doğal yollardan ziyaretçi gelmesini sağlamak ve sitede çeşitli reklam yayın ağlarının reklamlarını yayınlayarak para kazanmak. Afrika ülkelerinde yaşayan, internet erişimi olan insanlar bu yöntemle şu anki yıllık gelirlerini ayda kazanır hale gelebilirler. Böyle yüzlerce, binlerce kişinin gelirinin artması, iktisatın pozitif dışsallık kavramı ile açıklanabilir bir şekilde çevresine, ülkesine de olumlu yansıyacaktır. Kendi ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilir hale gelen bu insanlar daha çok tüketecek, daha çok tüketirken, tükettikleri ürünleri üreten ve pazarlayanların gelirlerini artıracaklar ve bu bir döngü halinde böyle sürüp gidecektir.

Afrika ülkelerini bu konuda önemli bir de avantajları var. Bu ülkelerin pek çoğu bir zamanların sömürge ülkeleri. Bu ülkeleri sömüren Fransa ve Portekiz gibi ülkeler dillerini de bu ülkelerde bırakıp gitmişler. Bugün pek çok Afrika ülkesinde Fransızca ve Portekizce resmi dildir. Fransızca dünyada Fransa ve Kanada başta olmak üzere çeşitli ülkelerde konuşulmaktadır. Portekizce'nin konuşulduğu en önemli ülke ise Brezilya'dır. Afrika ülkelerinde yaşayan insanlar Fransa, Kanada, Portekiz ve Brezilya gibi ülkelerde yaşayan insanları hedef alan siteler kurarak bu ülkelerden ziyaretçi çekebilir ve bu yolla da yayınlayacakları reklamlardan daha yüksek gelir elde edebilirler. Bu dilleri anadilleri olarak konuşuyor olmaları nedeniyle, Fransızca ve Portekizce site kurmak onlar için çok kolay olacaktır. Sömürge ülkesi olmanın avantajı da bu zaten.

Ancak pek çok Afrika ülkesinde insnalar ekmek ve su bile bulamıyorken onlardan bilgisayar ve internet bağlantısına sahip olmalarını beklemek biraz hayalperestlik olabilir. Bu konuda en azından bu imkanlara sahip olanlara bir el uzatabilmek için kişisel bir çaba içine girişmiş bulunuyorum. Bir webmaster olarak Fransızca ve Portekizce başta olmak üzere çeşitli dillerdeki sitelerime içerik sağlayacak yazarlara ihtiyaç duymaktayım. Ben de yazarları Afrika ülkelerinden bulmaya çabalamaktayım. Fransızca içerik sağlamak üzere Fransa'dan ya da Kanada'dan yazar/editör bulmak oldukça kolay ancak bu ülkelerde hayat standartları çok  yüksek olduğundan uygun bir maliyetle bu işi yapacak kişi bulmak neredeyse imkansız. Oysa Afrika'da çok daha düşük maliyetle bu işi yapacak kişiler bulmak mümkün olabilir. Tabi verilen ücret onların fakirliğini ve acziyetini sömürme derecesinde düşük olmamalı. Satın alma gücü paritesine göre hesaplandığında ödenecek ücret, benim için her ne kadar alternatiflerine göre düşük olsa da, oradaki insanlar için oldukça önemli tutarlar olacaktır zaten. Günde bir doların altında gelirler yaşayan insanlara günde 10 dolar kazanma fırsatı sunmak, üstelik fiziksel olarak asla yıpranmayacakları bir yoldan bu geliri kazanma imkanı sağlamak, onlar için büyük bir şanstır. Oysa aynı işi bir Fransız günde 30-40 dolara yapmaya nazlanmaktadır. Üstelik zamanla teknik bilgilerini de yükseltecek olan bu kişiler kendi başlarına bağımsız olarak bu alana girebileceklerdir.

Afrikalıların dünya ekonomisine tüketici olarak girmeleri tüm dünya ekonomilerini şahlandıracak bir gelişme olacaktır. Küresel ekonomi açısından da büyük bir öneme sahiptir.

Ancak aşılması gereken önemli bir sorun var. Afrika ülkelerinin pek çoğunda insanların büyük bölümü inernet bağlantısından yoksun ya da internet bağlantısı olanlar, yazarlık/editörlük yapabilecek seviyede eğitim almamışlar. Güvensizlik faktörü de önemli bir  etken. Ülkemizde ilköğretim okullarının, köylerin bilr Forum siteleri, facebook sayfaları var iken, pek çok Afrika ülkesindeki üniversitenin internet sitesi, ülkemizde bir lise öğrencisinin çok rahat kurabildiği bir  siteden daha kötü bir halde. Yine de bazı ülkelerde uygun kişiler bulmak mümkün olabiliyor. Azimle arıyorum ve özellikle de üniversite eğitimi alan kişilerle çalışmak istiyorum. Hem bir Afrikalı gencin eğitimine katkıda bulunmak, hem de Afrika ülkelerinin ekonomisine bir damla olsun katkı sağlamak kişisel olarak beni çok mutlu edecek. Tüm Türk Webmasterleri bu konuda çalışmaya davet ediyorum. Şu anda en çok Çin ve Hindistan gibi, görece daha iyi durumda olan ülkelerden yazarla çalışmaktayız. Haydi gelin, Afrikalıların elinden tutalım. Hem onlarla iş yapalım, hem de onlara balık vermeyelim, balık tutmayı öğretelim ve çağımızın mucizesi olan İnternet ile Afrikada bir mucize yaratmaya çalışalım.

20 Mart 2012 Salı

UMTAS Uzun Menzilli Tanksavar Roketleri

UMTAS
Son zamanlarda yerli savunma sanayimizin büyük bir atılım içinde olduğunu görmekteyiz. Şu anda üzerinde çalışılan pek çok proje bulunuyor. Bunlardan biri de UMTAS. UMTAS, Atak T129 ATAK helikopterlerinde kullanılacak olan, uzun menzilli, güdümlü tanksavar roket sisteminin adı. Ana yüklenicisi ROKETSAN olan UMTAS'ın güdüm sistemi de Aselsan tarafından geliştirildi.
UMTAS TANKSAVAR ROKETİ

UMTAS'ın teknik özelliklerini aşağıda sizlerle paylaşacağım. Ancak burada özellikle 8 Km menzille sahip olmasına rağmen neden uzun menzilli denildiğini açıklamak gerekiyor. Savaş alanında helikopterler tankların ve diğer zırhlı muharebe araçlarının korkulu rüyasıdır. Helikopterden atılacak tanksavar roketleri, karadan karaya ve karadan havaya roket sistemlerinin büyük çoğunluğunda olduğu gibi çok uzun menzilli olması gerekli değildir. Menzil arttığında roketlerin daha çok yakıta ihtiyacı olduğundan boyutları ve ağırlıkları artmaktadır. Helikopterler zırhlı araçlara yakın mesafeden etkili atışlar yapabilecek yeteneğe sahip olduklarından, UMTAS'ın sahip olduğu 8 Km menzil kendi sınıfında uzun bir menzildir.
T129 ATAK

UMTAS at ve unut ( fire and forget ) olarak bilinen gelişmiş bir güdüm sistemine sahiptir. Sahip olduğu güdüm sistemi sayesinde hedefe ateşlendikten sonra hedefe ulaşana kadar yönlendirmeye ihtiyaç duymadan kendisi yol alabilmektedir. Ayrıca UMTAS roketleri fırlatıldıktan sonra, hedefe ulaşana kadar manuel olarak da yönlendirilebilmektedir. Tank gibi araçlara karşı kullanılacak bu tür roketlerin sahip olması gereken en önemli özellikten biri de zırh delme kabiliyetidir. UMTAS bu konuda da oldukça başarılı bir roket.

UMTAS'ın bazı yetenekleri:
  • Ateşlenmeden önce ya da ateşlendikten sonra hedefe kilitlenebilme.
  • Gece, gündüz ve kötü hava koşullarında kullanılabilme. 
  • Tandem savaş başlığı ile reaktif zırhlara karşı etkili olma. 
  • Kurşunlardan ve alevden etkilenmeye savaş başlığı. 
  • Data bağlantısı ile hedefe ulaşana kadar görüntü iletme ve komut verilebilme. 
 UMTAS Teknik Özellikleri: 
Ağırlık: 37,5 Kg
Uzunluk : 175 cm
Çap: 16 cm
Başlık : Duyarsız Zırh Delici Tandem Başlık
Motor: Katı-sıvı yakıtlı roket motoru
Menzil : 500-8000 m
Güdüm Sistemi: İki yollu RF Data-link, kızılötesi görüntü tarayıcı

Roketsan UMTAS'ın karadan karaya kullanılacağı bir versiyonu üzerinde de çalışmaktadır. Böylece zırhlı araçlar üzerinden de fırlatılabilecektir. 

Son olarak çeşitli dış kaynaklar, UMTAS'ın Amerikan AGM-114 Hellfire ve İsrail'in Spike-ER roketlerinden daha başarılı olduğunu ifade ettiğini belirtelim.