5 Kasım 2012 Pazartesi
GameFest, Sony PlayStation’ın gerçekleştirdiği ilk resmi PlayStation festivali!
Oyun severleri ve eğlence tutkunlarını bir araya getiren Sony PlayStation GameFest, oyun dünyasının fantastik kurgusunu, parti atmosferiyle birleştiriyor. Ortaya oyun ve gerçeği bir arada sunan, şimdiye kadar hiç deneyimlenmemiş yeni bir eğlence anlayışı çıkacak.
Festivalin ilk akşamı elektronik müziğin başarılı ismi Bedük’le taçlanıyor. Bedük tüm oyun ve eğlence tutkunlarını şarkılarıyla coşturarak Sony PlayStation Gamefest heyecanını doruk noktaya taşıyacak.
İki gün boyunca başta FIFA 13 ve PES 13 büyük turnuvaları olmak üzere efsaneleşmiş ve yepyeni PlayStation oyunları katılımcıları birer GameFest tutkunu haline getirecek.
Kozlarını paylaşıp adını altın harflerle oyun tarihine yazdırmak isteyen futbol severler, PES 13 ve FIFA 13’te marifetlerini gösterecek. DanceStar Party Hits, Sports Champions 2 gibi PlayStationMove oyunlarıyla ve WipEout: 2048 ile PS Vita'da anlık yarışmalar düzenlenecek. Bütün PlayStation oyunlarının doyasıya oynanacağı eşi benzeri olmayan bir deneyim yaşanacak.
PES 13 ve FIFA 13 turnuvalarında ilk dörde girenler linkteki muhteşem ödülleri kazanacak!
http://www.playstationgamefest.com/index.php/app/awards
İki gün sürecek nefes kesen karşılaşmalar, fantastik anlar, Dinamo FM DJ’leriyle kesintisiz eğlence, üniversiteli amatör grupların canlı performansları ve profesyonel dans şovlar GameFest’i unutulmaz bir festivale dönüştürecek.
www.playstationgamefest.com
www.facebook.com/playstationtr
www.twitter.com/playstationtr
Bir bumads advertorial içeriğidir.
Giriş Gelişme Sonuç
Okulda Türkçe öğretmeniniz size kompozisyon yazma konusunu anlatırken bu muhteşem üçlüyü mutlaka söylemiştir. Her kompozisyonun bir girişi olmalı, ne anlatılmak isteniyorsa gelişme bölümünde enine boyuna irdelenmeli, işlenmeli ve gelişme kısmına gelindiğinde ise varılmak istenilen nokta ne ise o noktaya ulaşılmalı. Bu net bir şekilde bir konuyu anlatmak için yazmaya başlayan birinin kesinlikle kusursuz bir biçimde yapması gereken şeylerin bir listesidir. Tabi her zaman net bir şeyi anlatmak için yazmaya başlamayabilirsiniz. Bu durumda ulaşacağınız yeri de net bir şekilde bilmiyorsunuzdur. Bu adeta bilmediği bir coğrafyada doğa yürüyüşü yaparken kaybolan biri gibidir. Belki de asıl amacı zaten kaybolmaktır - ki bazen farklı, yeni bir yol keşfedebilsin - . Ancak bu kişi öğle yemeğini nerede, nasıl bir yerde yiyeceğini bilmemektedir. Bazen önemli olan bir yere varmaktır, tam olarak nereye vardığın değil.
Kompozisyonun bu üç kısmından en kilit olanı kesinlikle gelişme bölümüdür. Giriş kısmı genellikle kısa ve okuru gelişme kısmında olacaklara hazırlayan bölümdür. İyi olması tercih edilmekle birlikte şart değildir. Gayet sıradan bir giriş ile de çok iyi bir kompozisyon yazılabilir.
Bir kompozisyonun gelişme bölümü adeta bir savaş meydanı gibidir. Giriş bölümü savaşa hazırlık ve sonuç bölümü ise savaşın sonunda yapılan barış aktidir. Ancak barış görüşmelerine galip olarak mı malup olarak mı oturacağınızı gelişme bölümü belirler. Yani bir başka deyişler, kompozisyonu kompozisyon yapan gelişme bölümüdür, asıl savaş orada verilir, asıl ter orada akıtılır, kan orada dökülür. Başarılı bir gelime bölümü yazarı zaten zafere taşıyacaktır ve istediğini antlaşma masasından alarak ayrılmasını kolaylaştıracaktır.
Kompozisyonun bu üç kısmından en kilit olanı kesinlikle gelişme bölümüdür. Giriş kısmı genellikle kısa ve okuru gelişme kısmında olacaklara hazırlayan bölümdür. İyi olması tercih edilmekle birlikte şart değildir. Gayet sıradan bir giriş ile de çok iyi bir kompozisyon yazılabilir.
Bir kompozisyonun gelişme bölümü adeta bir savaş meydanı gibidir. Giriş bölümü savaşa hazırlık ve sonuç bölümü ise savaşın sonunda yapılan barış aktidir. Ancak barış görüşmelerine galip olarak mı malup olarak mı oturacağınızı gelişme bölümü belirler. Yani bir başka deyişler, kompozisyonu kompozisyon yapan gelişme bölümüdür, asıl savaş orada verilir, asıl ter orada akıtılır, kan orada dökülür. Başarılı bir gelime bölümü yazarı zaten zafere taşıyacaktır ve istediğini antlaşma masasından alarak ayrılmasını kolaylaştıracaktır.
31 Ekim 2012 Çarşamba
Nanoskopik Makineler Atomları Manipüle Edebilir Mi?
Nano boyutlardaki dünya neredeyse hayal edilemeyecek kadar küçüktür. Bir nanometre metrenin sadece on milyonda biri kadardır. Son yıllarda mühendisler ve bilim insanları materyaller üzerinde işte bu ölçülerde çalışmaya başladılar. Örnek verecek olursak, günümüzdeki bilgisayar işlemcileri 30-60 nanometre genişliğinde milyonlarca transistör içermektedirler. Oysa bu işlemciler boyut olarak oldukça küçüktürler.
Tıp alanında da mühendisler ve doktorlar kanser gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere nano ölçülerde ilaçlar üzerinde çalışmaktalar. Hedefleri ise virüse benzeyen ve kanserli hücreleri yok edebilecek modüller geliştirebilmek. Bu modüllerdeki proteinler modülü küçük bir bombaya çeviren tetikleyici olarak görev yapacak. Böylece sadece kanserli hücrelerin hedef alınarak kanserin etkilerinin minimize edilmesi ve tedavinin sağlanması hedefleniyor.
Ancak nanoskopik makineler için asıl temel hedef montajcı ( assembler ) üretebilmek. Montajcılar enzim gibi çalışacak ve istenilen yapıları tam doğru olarka molekül molekül üretebilecek olan nano makinelerdir. Pratikte milyonlarca montajcı verilen ham materyallerden istenilen herhangi bir şeyi üretebilirler. Bu yeni mühendislik türü ise moleküler nanoteknoloji olarak adlandırılıyor.
Ancak henüz o noktaya erişebilmiş değiliz. Günümüzde ancak mikro boyutlarda üretim yapabilmekteyiz. Bir mikrometre ise metrenin milyonda biri ölçülerindedir ve belirgin şekilde nanometreden büyüktür. Mikrometre boyutlarındaki araçlar ise bağımsız atomları manipüle edemeyecek kadar büyüktürler. Atomların boyutları değişiklik göstermektedir ancak genel olarak bir nanometre birkaç atom genişliğindedir. Atomik boyutlar angstrom birimi ile hesaplanmaktadır ve bir angstrom nanometrenin onda biri kadardır (0,1 nanometre ).Ancak bu atomları manipüle edemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. 1990 yılında IBM mühendisleri özel bir miktroskop kullanarak atomları manipüle etmeyi başarmıştı. Metal bir yüzey üzerindeki atomları kullanarak IBM yazmayı başarmışları. Her ne kadar miktoskop nanoskopik olmasa da, yalnızca tek bir atom boyutlarında çok ince uçlu bir işaretliye sahipti.
Peki atomları isteğimiz doğrultusunda hareket ettirebilecek cihazlar üretebilecek miyiz? Bunun cevabı henüz tam kesin değil. Bazı bilim insanları ve mühendisler moleküler nanoteknolojinin akla yatkın olmadığını iddia ediyor. Bunlardan çoğu atomları manipüle ederek moleküler zincirler oluşturacak nanoskopik araçlar üretmekten çok atomları kimyasal yollarla manipüle etmeye odaklanıyor. Yine de moleküler montajcıları geliştiremesek de, bu yönteki çalışmalarda elde edilecek bilgiler dünyamızı değiştirebilir.
Tıp alanında da mühendisler ve doktorlar kanser gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere nano ölçülerde ilaçlar üzerinde çalışmaktalar. Hedefleri ise virüse benzeyen ve kanserli hücreleri yok edebilecek modüller geliştirebilmek. Bu modüllerdeki proteinler modülü küçük bir bombaya çeviren tetikleyici olarak görev yapacak. Böylece sadece kanserli hücrelerin hedef alınarak kanserin etkilerinin minimize edilmesi ve tedavinin sağlanması hedefleniyor.
Ancak nanoskopik makineler için asıl temel hedef montajcı ( assembler ) üretebilmek. Montajcılar enzim gibi çalışacak ve istenilen yapıları tam doğru olarka molekül molekül üretebilecek olan nano makinelerdir. Pratikte milyonlarca montajcı verilen ham materyallerden istenilen herhangi bir şeyi üretebilirler. Bu yeni mühendislik türü ise moleküler nanoteknoloji olarak adlandırılıyor.
Ancak henüz o noktaya erişebilmiş değiliz. Günümüzde ancak mikro boyutlarda üretim yapabilmekteyiz. Bir mikrometre ise metrenin milyonda biri ölçülerindedir ve belirgin şekilde nanometreden büyüktür. Mikrometre boyutlarındaki araçlar ise bağımsız atomları manipüle edemeyecek kadar büyüktürler. Atomların boyutları değişiklik göstermektedir ancak genel olarak bir nanometre birkaç atom genişliğindedir. Atomik boyutlar angstrom birimi ile hesaplanmaktadır ve bir angstrom nanometrenin onda biri kadardır (0,1 nanometre ).Ancak bu atomları manipüle edemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. 1990 yılında IBM mühendisleri özel bir miktroskop kullanarak atomları manipüle etmeyi başarmıştı. Metal bir yüzey üzerindeki atomları kullanarak IBM yazmayı başarmışları. Her ne kadar miktoskop nanoskopik olmasa da, yalnızca tek bir atom boyutlarında çok ince uçlu bir işaretliye sahipti.
Peki atomları isteğimiz doğrultusunda hareket ettirebilecek cihazlar üretebilecek miyiz? Bunun cevabı henüz tam kesin değil. Bazı bilim insanları ve mühendisler moleküler nanoteknolojinin akla yatkın olmadığını iddia ediyor. Bunlardan çoğu atomları manipüle ederek moleküler zincirler oluşturacak nanoskopik araçlar üretmekten çok atomları kimyasal yollarla manipüle etmeye odaklanıyor. Yine de moleküler montajcıları geliştiremesek de, bu yönteki çalışmalarda elde edilecek bilgiler dünyamızı değiştirebilir.
20 Ekim 2012 Cumartesi
Araçlar İçin Alternatif Yakıtlar
Bazı insanlar diğerlerine aptalca görünen şeyleri deneyebilirler. Ancak kabul etmek gerekir ki tarihteki en büyük mucitler bu tür kişilerden çıkmıştır. Ülkemizde de ( Karadeniz bölgemizdeki insanları hariç tutmak üzere ) genellikle eski köye yeni adet çıkarmama geleneği hakimdir. Bununla birlikte zaman zaman farklı şeyler deneyenler olabiliyor. Genellikle teknik bilgi bakımından yetersiz olsalar da yaratıcı düşünceleri ile oldukça hoş şeyler ortaya koyabiliyorlar.
Her icat bir ihtiyaçtan doğmuştur kuşkusuz. Otomobil sahibi olmanın bir prestij meselesi olarak görüldüğü ülkemizde de artan akaryakıt fiyatları bu konuda ülkemizdek zihnisihirleri birşeyler yapma konusunda tetikleyecektir.
Yeni bir şeye ihtiyaç duyduğunuzda ve yeni bir icat peşinde koştuğunuzda illa ki Amerikayı yeniden keşfetmenize, yani tamamen en baştan, sıfırdan başlamanıza gerek yok. Özellikle interneti kullanarak dünyada neler olup bitiyor, dünyada insanlar ne gibi şeyler yapıyorlar bakabilirsiniz. Üstelik internetten fikir aşırmak hem bedava hem de telif hakkı derdi yok.
Önce sıfır emisyona bakalım. Malum artık ülkemiz yollarında elektrikli araçları görmeye başlayacağız sıklıkla. Biraz maliyetle evinizin çatısına veya bahçenize güneş panelleri yerleştirerek gündüzleri aküleri şarj edebilirsiniz. Gece de sarj ettiğiniz bu akülerle aracınız şarj olur. Hatta artan elektriği evinizde kullanabilirsiniz. Ancak güneş panelleri pek ucuz sayılmaz. Tabi bunu söylerken ülkemizde elektriğin de pek ucuz olmadığını ve pahalıca bir yatırım gerektirse de elektrik faturanızı sıfıra indirme şansı olduğunu da belirtelim. Hatta ihtiyacınızdan fazla elektrik üretirseniz elekrik dağıtım şirketine satıp gelir dahi elde edebilirsiniz.
Araçlara geri dönelim. Benzinli motorlar gerekli dönüşümlerle LPG yakabiliyorlar. LPG dönüşümü biraz daha değiştirlerek Doğalgaz da yakabilirler. Ancak doğalgaz için belki Dizel araçlar daha uygun olabilir. Bununla birlikte LPG de artık çok ucuz sayılmayacak bir seviyede fiyata sahip. Benzinli araçlar yakıttan tasarruf için en ideal yöntem LPG dönüşümü yaptırmak. Ancak daha güzeli var. Özellikle kırsal bir alanda yaşıyorsanız ve hele de hayvancılıkla uğraşıyorsanız çöplerden, çürüyen bitkilerden ( seralardan, tarlalardan, bağ ve bahçelerden çıkan bitkisel atıklar ), hayvanların dışkılarından doğalgaz elde edebilirsiniz. Tek yapmanız gereken aracınızı LPG değil de LNG yani likit doğalgaz dönüşümü yaptırmak. Ancak ülkemizde henüz bu dönüşümü yapan biryer yok, parçalar yurtdışından getirilmeli ve doğalgaz tanklarında sızdırmazlık çok daha büyük bir öneme sahiptir.
Aracınız dizel mi? Üzülmeyin. Evsel atıklardan, özellikle de kullanılmış sıvı yağlardan yakıt elde edebilirsiniz. Fritözünüzdeki yağı sakık çöpe dökmeyin, lavaboya boşaltmayın. Biraz filtreleyerek ve birkaç basit işlemden geçirerek aracınızın sorunsuz bir şekilde yakabileceği bir yakıt elde edebilirsiniz. Yine tabi ki aracınızın motorunda çeşitli dönüşümler yapmak gerekebilir. Doğrusu yasaklanan 10 numara yağ da böyle bir yakıtttır. Ticari olarak satmadığınız, kendi aracınızda kullandığınız sürece bir sorun yok henüz.
Başka neler yapılabilir? Çok şey yok ancak ülkemizde akaryakıt fiyatları böyle artmaya devam ederse, alternatif yakıtlar için arayışlar hızlanacaktır. Bir süre önce paylaştığım Hibrit Araca LPG takılır Mı? başlıklı yazıda da bir başka yöntemden söz etmiştim. O yazıya da bir göz atabilirsiniz.
Her icat bir ihtiyaçtan doğmuştur kuşkusuz. Otomobil sahibi olmanın bir prestij meselesi olarak görüldüğü ülkemizde de artan akaryakıt fiyatları bu konuda ülkemizdek zihnisihirleri birşeyler yapma konusunda tetikleyecektir.
Yeni bir şeye ihtiyaç duyduğunuzda ve yeni bir icat peşinde koştuğunuzda illa ki Amerikayı yeniden keşfetmenize, yani tamamen en baştan, sıfırdan başlamanıza gerek yok. Özellikle interneti kullanarak dünyada neler olup bitiyor, dünyada insanlar ne gibi şeyler yapıyorlar bakabilirsiniz. Üstelik internetten fikir aşırmak hem bedava hem de telif hakkı derdi yok.
Önce sıfır emisyona bakalım. Malum artık ülkemiz yollarında elektrikli araçları görmeye başlayacağız sıklıkla. Biraz maliyetle evinizin çatısına veya bahçenize güneş panelleri yerleştirerek gündüzleri aküleri şarj edebilirsiniz. Gece de sarj ettiğiniz bu akülerle aracınız şarj olur. Hatta artan elektriği evinizde kullanabilirsiniz. Ancak güneş panelleri pek ucuz sayılmaz. Tabi bunu söylerken ülkemizde elektriğin de pek ucuz olmadığını ve pahalıca bir yatırım gerektirse de elektrik faturanızı sıfıra indirme şansı olduğunu da belirtelim. Hatta ihtiyacınızdan fazla elektrik üretirseniz elekrik dağıtım şirketine satıp gelir dahi elde edebilirsiniz.
Araçlara geri dönelim. Benzinli motorlar gerekli dönüşümlerle LPG yakabiliyorlar. LPG dönüşümü biraz daha değiştirlerek Doğalgaz da yakabilirler. Ancak doğalgaz için belki Dizel araçlar daha uygun olabilir. Bununla birlikte LPG de artık çok ucuz sayılmayacak bir seviyede fiyata sahip. Benzinli araçlar yakıttan tasarruf için en ideal yöntem LPG dönüşümü yaptırmak. Ancak daha güzeli var. Özellikle kırsal bir alanda yaşıyorsanız ve hele de hayvancılıkla uğraşıyorsanız çöplerden, çürüyen bitkilerden ( seralardan, tarlalardan, bağ ve bahçelerden çıkan bitkisel atıklar ), hayvanların dışkılarından doğalgaz elde edebilirsiniz. Tek yapmanız gereken aracınızı LPG değil de LNG yani likit doğalgaz dönüşümü yaptırmak. Ancak ülkemizde henüz bu dönüşümü yapan biryer yok, parçalar yurtdışından getirilmeli ve doğalgaz tanklarında sızdırmazlık çok daha büyük bir öneme sahiptir.
Aracınız dizel mi? Üzülmeyin. Evsel atıklardan, özellikle de kullanılmış sıvı yağlardan yakıt elde edebilirsiniz. Fritözünüzdeki yağı sakık çöpe dökmeyin, lavaboya boşaltmayın. Biraz filtreleyerek ve birkaç basit işlemden geçirerek aracınızın sorunsuz bir şekilde yakabileceği bir yakıt elde edebilirsiniz. Yine tabi ki aracınızın motorunda çeşitli dönüşümler yapmak gerekebilir. Doğrusu yasaklanan 10 numara yağ da böyle bir yakıtttır. Ticari olarak satmadığınız, kendi aracınızda kullandığınız sürece bir sorun yok henüz.
Başka neler yapılabilir? Çok şey yok ancak ülkemizde akaryakıt fiyatları böyle artmaya devam ederse, alternatif yakıtlar için arayışlar hızlanacaktır. Bir süre önce paylaştığım Hibrit Araca LPG takılır Mı? başlıklı yazıda da bir başka yöntemden söz etmiştim. O yazıya da bir göz atabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



