25 Temmuz 2015 Cumartesi

BIOS'a Gömülü Windows Ürün Anahtarı Problemi

Bu yazıya nereden başlasam bilemiyorum. Şu anda bu yazıyı yazdığım bilgisayar MSI GT 70 Dragon Edition. Oyun severler için üretilmiş güçlü bir sistem. Yanılmıyorsam üç yıl kadar önce almıştım. Ancak oyun bilgisayarı olduğu için aldığım dönemin en iyi bileşenleri arasında olan parçalardan oluştuğundan halen rahatlıkla tüm güncel uygulamaları çalıştırabiliyor. Bu bilgisayarı aldıktan kısa bir süre sonra HDMI çıkışı bir anda çalışmamaya başladı ve ben de servise gönderdim. Servisini bulma aşaması zor oldu biraz. MSI servis hizmetini ülkemizde Servispoint adlı firma yürütüyor ve ben iletişime geçtiğimde kargoyla bilgisayarı göndermemi istediler. Anakartı değiştirip geri gönderdiler. Sorun çözülmüştü ancak sol hoparlörlerden sesi açınca parazit gelmeye başlamıştı. O kadar önemsemedim.

Son Windows güncellemeleri ile birlikte Get Windows 10 app adlı uygulama bilgisayarıma yüklendi ve ben böylece Windows 10'u ücretsiz orijinal olarak edinebileceğimden haberdar oldum. Ancak uygulama bilgisayarımda Air Display uyumsuzluğu nedeniyle ekranımın Windows 10 ila çalışmayacağı hatasını verdiği için kayıt yani rezervasyon yaptıramadım. Bunun üzerine Air Display uyumsuzluğu hatasını gidermenin yollarını aradım.  Ancak tüm çabalarıma rağmen herhangi bir başarı elde edemedim.

Bilgisayar servisten geldiği andan bugüne kadar hiç formatlanmamış, hatta sistem kurtarma menüsüne girilmemişti. Bilgisayarı fabrika ayarlarına döndürerek sistemdeki tüm loglardan ve program kalıntılarından kurtulursam Air Display hatasının düzelebileceğini düşündüm. Çünkü bu bilgisayarın sistemi Windows 10 ile uyumlu aslında uyumlu olması gereken bir sistem. System recovery ile bilgisayarı başa aldığımda ise yeni ve çok daha can sıkıcı bir durumla karşı karşıya kaldım. Bilgisayarı formatlamış olmaktan daha büyük bir bela yoktur bana göre. Çünkü tüm o güncellemeleri indireceksin, sürücüleri yükleyeceksin, onlarca programı tekrar kuracaksın. Zahmetli iş. Ancak bu sürpriz çok can sıkıcı oldu.

OEM Windows sürümlerinde, yani CD ile işletim sistemi gelmeyen bilgisayarlarda Windows ürün anahtarı BIOS'a gömülü oluyormuş. Bugün görüştüğüm Microsoft görevlisinden öğrenmiş oldum. Benim bilgisayarın anakartı değiştirildiği için, ve BIOS çipi de anakart üzerinde bulunduğu için değişmiş. Servis görevlileri sadece anakartı değiştirip, SSD disklere yüklü sistemi güncellemediklerinden ve eski anakartın BIOS'undaki ürün anahtarını yeni anakarttaki BIOS'a kaydetmediklerinden (Belki bunu yapma imkanları yoktur), şu anda Windows işletim sistemini kaydettirip orijinalliğini tescil ettiremiyorum.  Orijinal Windows kullanabilecekken korsan yöntemlere başvurmak da işime gelmiyor.

Servispoint ile iletişime haftasonu olduğu için geçemedim. 2 yılı geçtiği için garanti süresi de bilgisayarın dolmuş durumda. Bakalım nasıl bir kavga vereceğiz pazartesi günü.

Hani bir söz vardır ya... Dimyat'a pirince giderken eldeki bulgurdan olmak diye...Yaşadığım tam olarak budur.

11 Haziran 2015 Perşembe

Uykuya Farklı Bir Bakış

Bu yazıya başladığım saat geceyarısından sonra 02,27. Önce bunu belirtmek istedim ki, normal bir yaşam süren insanların uyuduğu bir saatte ayakta olan, üstelik bunu sabah normal insanlarla aynı saatte kalkıp işe gidecek ve onlarla aynı saatte işten çıkıp eve dönecek biri olarak yapıyor olmam, uyuma konusunda ne kadar isteksiz olduğumu da göstermiş oluyor. Ayrıca herhangi bir nedenle uyku problemi yaşamadığımı da belirtmek gerek. Yani başımı yastığa koyunca normal insanlar gibi uyuyabilen bir insanım. Pek çok gece olduğu gibi bu gece de bu saatlerde ayakta olmamın nedeni yaşadığım bir uyku problemi olmaktan öte, uyumayı ömürden boşa harcanan, heba edilen bir zaman olarak kabul ediyor oluşum. Hatta belki de dahasının olduğuna dair içimdeki kanıtlanamayacak şüpheler.

İnsan vücudu uyku halinde oldukça hareketsizleşir. Dakikadaki kalp atış sayısı ve nefes almak sıklığı azalır, metabolizma yavaşlar, hareketler kısıtlanır. Rüya görürken aşırı hareketlerde bulunmamanız için merkezi sinir sisteminiz motor nöronları bloke eder. Yani rüyanızda maratona katılıp koşsanız dahi yatağınızda vücudunuz hareketsiz kalır. Bu sistemde bir kusur olursa uyurgezer olursunuz. Uyanırken beyin kaslarınızı kontrol eden sinirlere olan kontrolünüzü tekrar aktive eder. Eğer beyniniz kaslarınızı kontrol eden sinirleri tam aktive etmeden bilinciniz açılırsa karabasan yaşarsınız. Bir bakıma geçici koma veya felç durumu yaşarsınız. Kalkamaz, konuşamaz hatta kıpırdayamazsınız. Üzerinizde müthiş bir ağırlık varmış da sizi yatağınıza çivilemiş gibi hissedersiniz. Ta ki kaslarınızın kontrolünü tekrar ele alana dek. Hoş bir durum değildir, endişe verici, paniğe yol açıcı bir durumdur ve genellikle insanları korkutur. Ama uyumama nedenlerim bunlar da değil.

Uyumama nedenlerim arasında gördüğüm rüyaların küçük de olsa bir payı var. Genellikle gerilim filmlerini komedi filmi olarak seyretmeme yarayacak türde, kabus olarak tabir edilen rüyalar görürüm. Muhtemelen normal rüyalar da görüyorumdur ama hatırlamıyorum. Zaman zaman rüyalarım o kadar bol aksiyon dolu olur ki, uyandığımda kendimi çok daha yorgun hissetmeme neden olur. Ama bu yorgunluk hissine rüya halinde kalp ve solunum sisteminin yavaşlamasının da etkisiyle bol sigara içmekten kapasitesi düşmüş akciğerlerimin bazal metabolizma halinde dahi vücuduma yeterli oksijeni sağlayamaması nedeniyle uyku halinde bile vücut dokularımın aşırı efor sarf ettiğim anlarda yaptığı gibi oksijensiz solunumla ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlaması da neden olabilir. Çünkü böyle zamanlarda vücutta laktik asit birikir ve laktik asit yorgunluk hissine neden olur. Laktik asit yoğurtta da vardır ve yoğurt ile ayranın uyku yapması da içindeki laktik asitten kaynaklanır. Tıbbi bir analiz veya tahlil sonucu olmasa ve kesinliğini bilemesem de mantıklı bir açıklama. Ancak uykuya karşı oluşumun asıl bir başka nedeni var.

Uyku halinde ne oluyor tam olarak. Vücudun neredeyse hareketsizleştiğini, metabolizmanın yavaşladığını söyledik. Uyku tam bir dinlenme gibi görünse de, beyin için bu geçerli değil. Bilim insanlarının söylediğine göre insan beyni uyku halindeyken uyanık halde olduğundan daha aktif. Peki ama neden? Bu neyi gösteriyor?

Asıl merak ettiğim konu da budur. İnsan beyni uyku halindeyken uyanık halde olduğundan daha aktif oluyorsa bunun mantıklı bir açıklaması olmalı. Ama bu konuda bir tıp alimi olmadan akıl yürütebilmek için beyni biraz tanımak gerek.

Beyin aslında bir hafıza ve işlem istasyonudur. Temel görevi bilgi depolamak ve işlemek ve hareketleri kontrol etmektir. Yani bir bilgisayar işlemcisi gibi. Uyku halindeyken beyin çok daha aktifse, beyinde çeşitli veriler yoğun şekilde işleniyor demektir. Peki ne için? Ya da kim için?

Bu soruların olası cevapları arasında Tanrı da bulunuyor bana göre. Belki de insanlar ve belki de diğer canlılar uyuduklarında beyin gücü kullanılan makinelerden başka birşey değildir. Belki de Tanrı insanları uyuduklarında beyin güçlerini kullanmak için yaratmış ve uyku ihtiyacını da bu nedenle vermiştir. Bunun nedenleri ve olası ihtimaller ve açıklamaları düşünmeyi size bırakıyorum. Çünkü artık uyumam gerek, birkaç saat için olsa bile.

21 Nisan 2015 Salı

Narsistik Kişilik Bozukluğu Nedir?

Narsistik kişilik bozukluğu konusunda bir miktar araştırma yaptıktan sonra pek çok narsistik kişilik bozukluğuna sahip kişiyi tanıdığımı fark ettim. Belki bu konuda teşhis koymak için gerekli olan tıp eğitimini almış değilim ancak grip birinin grip olduğunu anlamak için nasıl doktor olmaya gerek yoksa, narsistik kişilik bozukluğuna sahip olduğunu anlamak için de doktor olmaya gerek olmadığı kanaatine vardım. Narsistik kişişilik bozukluğunun belirtilerini bilen birinin bir kişinin bu psikolojik soruna sahip olup olmadığını kolayca anlayabileceği kanısındayım.

Peki neymiş efendim bu narsistik kişilik bozukluğunun belirtileri.

Yaptığım okumalardan ve araştırmalardan anladığım kadarıyla bu hastalığa sahip olan kişiler kendilerini dev aynasında görüyor. En akıllı benim, en bilge benim, herşeyi ben bilirim, en önemi benim modunda oluyorlar. En güçlü olma, benzersiz olma, sevilme, beğenilme, takdir edilme, saygı görme ihtiyacı bu kişilerde çok yüksektir. Bunlar her insanın hoşuna gider elbette ancak narsistik kişilik bozukluğuna sahiplerde takıntı seviyesindedir. Üstelik bu kişiler tüm bunları gerçekten hak ettiklerini düşünürler. Bu nedenle onlara karşı gelen, söylediklerinin tersini söyleyen kişilerden nefret ederler.

Narsistik kişilik bozukluğuna sahip kişilerin bir diğer özelliği de başkalarına karşı sevgisiz, saygısız, anlayışsız oluşlarıdır. Bencillik adeta göbek adlarıdır bunların. Başkalarını hiç düşünmezler. Empati diye bir kelime lügatlarında yoktur. Küstah ve ukaladırlar. Burunları bir karış havadadır.

Narsistik kişilik bozukluğuna sahip kişilere göre sanki dünya onlar sayesinde dönüyordur. Hatta sanki dünya onlar için yaratılmıştır. Her istediklerini yapma hakkını kendilerinde görürler.

Nasılmış...Kendinizi aynaya bakıyor gibi mi hissettiniz. Eğer öyleyse endişelenmeyin. Çünkü narsistik kişiler bu şekilde hissetmez. Ama eminim çevrenizde bu özelliklere sahip çok kişi olduğunu fark etmiştirsiniz.

13 Nisan 2015 Pazartesi

Samsung Uzak Durulması Gereken Bir Marka Mı?

Samsung en popüler teknoloji firmalarından biri. Özellikle peş peşe çıkardığı cep telefonları ile gündemde. Türkiye'de de Samsung marka cep telefonları yok satıyor. Oldukça pahalı cihazlar olsalar da, kapış kapış alınıyor. Şimdi ise televizyonlarda bir kenarında da ekran olan Edge modelinin tanıtımı yapılıyor. Üstelik Samsung telefonlar sistem olarak incelendiğinde oldukça gelişmiş cihazlar. Yani Samsung'un son model cep telefonunu aldığınızda, cep telefonu sektörünün eriştiği en ileri teknolojiye sahip oluyorsunuz. Ancak buna rağmen Samsung'tan şikayetçi olanlar da az değil. Bunlardan biri de benim.

İlkesel olarak herhangi bir firmayı karalamayı doğru bulmuyorum. Ancak bu eleştirmeyeceğim anlamına gelmez.

Samsung marka cep telefonu sahibiyim ve buna maalesef demek durumundayım. Çünkü bilinçli bir müşteri olarak cep telefonunu aldığım firmanın sunduğu ürün ne kadar gelişmiş olursa olsun, ben ürünü aldıktan sonra da yanımda olmasını isterim. Samsung ise bu konuda müşterilerini yalnız bırakıyor.

Diyelim ki şu anda Edge modeli cep telefonunu aldınız. Kısa bir süre sonra, taksitle aldıysanız daha telefonunuzun taksitleri bitmeden telefonunuz ikinci plana itilmiş, yeni bir model çıkmış ve piyasa değeri de düşmüş oluyor. İkinci el piyasasında aldığınızın çok çok altında bir fiyata elinizden zar zor çıkarabiliyorsunuz. Ama hızla gelişen teknolojinin de bunda etkisi büyük. Bunu da belirtmek gerek.

Telefonu satma, almışsan ömrü bitene kadar kullan diyebilirsiniz. Benim şikayetim de bu noktada başlıyor. Çünkü Samsung marka bir cep telefonunu bir yıldan uzun süre keyifle kullanmak neredeyse imkansız.

İmkansız çünkü yeni model cep telefonu çıkarmaya odaklanmış olan Samsung, yeni bir model çıkardığında önceki modellere olan desteğini kesiyor. Güncelleme gelmiyor, telefon kağıt üzerinde güçlü bir donanıma sahip olsa da, güncellemeler gelmediği için büyük problemlerle karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Eğer Android sistemine müdahale edecek kadar yazılım bilgisine sahip değilseniz işiniz iyice zorlaşıyor. Kod bilgisi olanları da zorlu bir uğraş bekliyor.

Samsung kısaca, yeni modelimizi çıkardığımızda esikisini rafa kaldırın ve yenisini alın diyor. Ve bu hiç de müşteri dostu bir davranış değil. Çünkü Samsung marka bir cep telefonu aldıktan kısa bir süre sonra cihazla ciddi sorunlar yaşamaya başlıyorsunuz ve elinizden durumu düzeltecek hiçbir şey gelmeyebiliyor. Destek de alamıyorsunuz.

Bilgisayar dünyasını yakından takip edenler bilir, bilgisayar bileşenleri de en az cep telefonları kadar hızla eskir. Daha gelişmiş bileşenler piyasaya çıkar. En hızlı yeni modeli çıkan bileşen ise ekran kartlarıdır. Bir kıyaslama yapacak olursak, iki yıl önce aldığım Samsung marka cep telefonuna son bir yıldır hiçbir güncelleme gelmediği halde, yaklaşık olarak aynı dönemde aldığım dizüstü bilgisayarımın ekran kartı sürücüsü ayda en az bir kez güncellenmeye  devam ediyor. Sonuç ise ben iki yıl önce aldığım bilgisayarı aynı keyifle kullanabiliyorum.

Samsung'un piyasaya sürdüğü cihazların eksik bir tarafı yok. Belki edge kullanımda kenardaki ekran nedeniyle sorun yaratabilir ama, hem tasarım hem de sistem olarak çok güçlü bir cihaz. Hakkını vermek gerek, Samsung güçlü cep telefonları üretme konusunda işini iyi biliyor. Keşke ürettiği telefonlara destek verme konusunda da aynı derecede başarılı olabilseydi. Sonuçta asgari ücretin en az iki katını vererek aldığınız bir telefonun bir yıl sonra desteksiz kalması ister istemez insanı çileden çıkarıyor.

Bu nedenle Samsung'u artık tercih etmeme kararı aldım. Bir sonraki telefonumu seçerken Samsung'u baştan müşteri ve ürün desteği problemi yüzünden elemiş olacağım. Kalan firmaları ve cihazları ise değerlendirirken, ürün ve müşteri desteğini çok daha fazla önemseyeceğim. Bunu sizlere de tavsiye ederim. Samsung almayın diyemem, ancak telefon seçimi yaparken, satış sonrası destek konusunu ciddi ciddi değerlendirin. Aksi halde pişmanlık yaşamanız olası.