22 Temmuz 2013 Pazartesi

Antalya'da Bisiklet Keyfi

Antalya'yada yaşamaya başladığımda, bu şehri çok seveceğimi en baştan hissetmiştim. Herşeyden önce deniz vardı. Şehir pek engebeli sayılmayacak sokaklara sahip, sıcak Akdeniz ikliminin sıcak insanları ile dolu... Özellikle yaz aylarında gelen turistlerle pek kozmopolit bir havaya kavuşuyor... Akşamları iş çıkışı denize koşturabiliyor insan. Hatta biraz ilgisi varsa balık avına da çıkabilirsiniz. Tekne kiralayabilir ya da kıyıdan olta ile av yapabilirsiniz. Su sporlarının hemen hepsini yapmak mümkün. Yetmez gibi çok kısa bir yol kat edip kendinizi Torosların yaylalarında bulabilirsiniz. Tarih, kültür, farklı jeolojik yapılar, doğa sporlarının hemen hepsi için uygun yerler ve imkanlar... Tek sıkıntı yaz sıcakları ve boğucu nem... Ona da bir süre sonra alışıyor insan.
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu - Antalya

Tüm bu güzelliklerin ve avantajların içinde, şehir merkezinin genelde düz olmasının da etkisiyle gidip bir bisiklet aldım. Antalya trafiği her ne kadar bir İstanbul trafiği ile kıyas kabul etmeyecek kadar sakinse de, yine de oldukça yoğun olabiliyor. Bu nedenle sokakta bol miktarda bisiklet ve motor görmek mümkün. Hem henüz A2 ehliyete sahip olmamam hem de daha ekonomik ve sağlıklı olması nedeniyle bisiklette karar kıldım. İyi ki de öyle yapmışım.

Antalya sokakları bisikletle turlamak için genelde ideal bir yapıya sahip. Özellikle Konyaaltı ilçesinin tamamı bu konuda ideal. Muratpaşa'da Meltem ve Lara tarafları. Yaz akşamlarında tüm sokakları kaplayan çiçek kokuları arasında bisiklet turu inanılmaz keyifli oluyor. Güllük, Kaleiçi ve Işıklar civarlarında yoğun yaya trafiği bisikletlilere sorun çıkarabiliyor. Pedal çevirmeden metrelerce yol alabilirsiniz. Trafiğe girmek zor çünkü araçlar size yeterli alan bırakmıyorlar. Birkaç yer hariç bisiklet yolu hemen her şehrimizde olduğu gibi Antalya'da da mevcut değil. Kaleiçi'nin dar sokaklarında bisikletle tur atmak büyük bir keyif. Ancak yokuşları  tırmanmak için sağlam bir efora sahip olmanız gerekiyor. Zira oldukça dik yokuşları var. Yorulunca birlerlerde oturup bir iki bira devirip dinlenebilirsiniz.

Beach Park akşamları şaşılacak kadar sakin. Yalnız görevli polisler kumsalın kenarından giderseniz sizi uyarabiliyorlar. Bu durumda daha iç taraftan araç yoluna geçmeniz gerekiyor. Araç yolunda trafik yoğunluğu yok ama çok kısa aralıklarla hız kesiciler var. Bu hız kesiciler yumuşak tümsekler ya da metal butonlar şeklinde değil ne yazık ki. Karanlıkta görmezseniz ve boş bulunursanız düşmenize neden olabilir.

Antalya sokaklarında bisikletle gezinirken yaşanılan en büyük sıkıntı ise yollarda karşınıza aniden çıkan çukurlar, tümsekler ve diğer engeller. Zeminden 3 cm kadar keskince yükselen rögar kapağı ile karşılaşmak bile mümkün. Bu nedenle kesin bir dikkat gerekiyor.

Cumhuriyet meydanında bisikletlileri akşamları ayrı bir tehlike bekliyor. Akşam saatlerinde su gösterisi yapılan fıskiyeli havuzun temizliği yapılmışsa deterjanlı olduğundan emin olduğum suyu, zaten kaygan olan zemine boşaltıyorlar. Hızlı giderseniz veya ani bir fren yaparsanız dengenizi kaybedebilirsiniz. Ayrıca nostaljik tramvay yolundan tramvayı takip ederken de dikkatli olmanız gerek. Zira raylar dengenizi bozabilir.

Tüm bu risklere ve sizi bekleyen tehlikelere rağmen Antalya'da bisiklete binmek apayrı bir keyif. Üstelik Antalya çok aceleniz yoksa, her noktasına bisikletle gidebileceğiniz bir şehir denilebilir. Tabi bir uçtan diğer uca yolculuk etmeyecekeniz. Hem trafik hem de kat edilecek mesafeyi düşünürsek ciddi yorucu ve  zaman alıcı bir iş olur. Sıcak ve nemli hava yüzünden bisiklet dahi zorluyor zaten. Ancak bisiklet yaya yürümek kadar zorlamıyor. Sürüş sırasında maruz kaldığınız rüzgar sizi yeterince serinletiyor. Yaya yürüyenlerin böyle bir şansı malesef yok.

Antalya sokakları akşamları genellikle sakin. Turistik bölgelerdeki yaya trafiği bir sıkıntı olabiliyor ama yine de olağan. Kısaca Antalya'da bisikletçi olmak çok keyifli. Kısa bir süre sonra bir alışkanlık, bir vazgeçilmez haline geliyor. Antalya Bisiklet Festivali ve ulusal ve uluslarası yarışmalar ve organizasyonlar da Antalya'da bir bisiklet kültürü oluşmasına yardımcı oluyor.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Artık devir değişti, e tabi Explorer da değişti!

Değişim hayatın her alanında kaçınılmaz bir şekilde yaşanıyor. Konu teknoloji olunca değişimin hızına ayak uydurmak daha zorlaşıyor. Bir zamanların efsane tarayıcısı olan Internet Explorer da, çağa ayak uyduramadığı gerekçesiyle kullanıcılar tarafından bırakılmıştı. Ancak son zamanlarda Internet Explorer çıkardığı yepyeni versiyonuyla tamamen değiştiğini söylüyor.


''www.explorerdegisinceben.com'' adında bir blog açan Internet Explorer, geçmişte eleştiri yağmuruna tutulduğu eski versiyonlarıyla bizzat kendisi dalga geçiyor. Yeni IE10’un eskisiyle alakası olmadığının altını çiziyor.

Bu değişim, blog’da pek çok görsel ve video ile anlatılıyor. Özellikle, 90’ların ünlü yıldızları ile Vine’ı buluşturan videolar bir başka dikkat çekiyor. Bu videolarda yıldızlar eski şarkılarından birer bölüm söylüyor, ardından da ‘’#explorerdegisincebenben’’ hashtag’ini gösteriyorlar. Videoları izlerken insanlar, özellikle 90’larda çocuk olanlar zamanın çok hızlı geçtiğini anlıyor. İzleyenler, kendi değişimlerini  #explorerdegisincebenben etiketiyle Twitter’da paylaşmaya başlamışlar bile.

www.explorerdegisinceben.com



Bir bumads advertorial içeriğidir.

11 Temmuz 2013 Perşembe

Çayım Sigaram Masam... Huzur...

Hayat bazen zor. İnsan türlü dertlerle uğraşmak zorunda kalabiliyor. Aile problemleri, akrabalar, arkadaşlar, iş... Tüm bunlar stres kaynağı olma potansiyeline her zaman sahip. Üstelik bu potansiyeli biri değerlendirmezse, bir diğeri kesinlikle bu potansiyeli atıl bırakmaz ve hemen değerlendirir.

İşte böyle zamanlarda biraz huzur arayan bizler, kendimize zaman ayırabileceğimiz birkaç dakika bulabiliyorsak, bir başka deyişler kendimize hayattan zaman çalabiliyorsak ne mutlu bize... Böyle zamanlarda hemen bir fincan kahve, bir bardak çay alıp gölge bir yer bulursak, sessiz sakin, bir de sigara tellendirirsek, üç beş dakikalık bu huzur kaçamağını en iyi şekilde değerlendirmiş oluruz. Hele hele denize yakın bir yerde yaşıyorsak ve bu zamanımızı deniz kıyısında geçirebiliyorsak daha da güzel.

Kısa bir süre önce böyle bir fırsat geçti elime. Çok yorucu bir iş günüydü ve öğle yemeğinden sonra bir çay sigara molası verdim. Yok böyle bir olay. Kısa süre sonra arkadaşlar gelip yanıma oturuverdi ( her zaman olduğu gibi ). Ancak onlar gelene kadar hayattan salt kendim için çaldığım birkaç dakikacık zamanda bulduğum huzur, saatlerin yorgunluğunu taşıyan ruhumu biraz olsun dinlendirmeye kafi geldi.
Çay Sigara Keyfi - Huzur

Kendimize zaman çalmalıyız hayattan. Yoksa hayatın bize, kendimiz için harcamak üzere zaman ayırma gibi bir çabası hiç yok ve hiç de olmayacak. Geçmiş tecrübelerim böyle olduğunu söylüyor ve bundan yola çıkarak da hep böyle olacağı sonucuna ulaşıyorum. Bu tür bir çıkarım için hatalı sayılamayacak bir varsayım.

Ancak bu zamanlar genelde yalnız harcanıyor. Çok severek dinlediğim Duman grubunun bir şarkısında yer aldığı gibi, yalnızlık paylaşılmaz. Gerçekten de yalnızlık paylaşılmıyor.

Salt kendimize ayırdığımız bu yalnız huzur zamanlarını yine de çok uzatmamakta da fayda var. Belli bir noktadan sonra insan yanında bir başkasının olmasına ihtiyaç duyuyor. Deşarj olan ruhumuz hemen sıcak bir dost muhabbetini veya bir sevgilinin yakınlığını arıyor. Ancak yine de, en iyi dost, en yakın arkadaş, en candan sevgili bile insanın ruhunu yorabilme potansiyeline sahip. Çok uzatmasak da böyle kaçamaklara her zaman ihtiyacımız olacak. Bundan kesinlikle emin olduğumu özellikle ifade etmek isterim.

Umarım siz de, ruhunuz yorulduğunda, kısa da olsa, böyle kaçamaklar için fırsat bulabilirsiniz.

6 Temmuz 2013 Cumartesi

Dr. Mehmet Öz Türk Kahvesine Yunan Kahvesi Dedi

Dr. Mehmet ÖZ
Amerikada yaşayan ve olukça başarılı ve popüler olan Dr. Mehmet ÖZ ülkemizde de bilinen bir doktor. Yaptıklarıyla ülkemizdeki medyada da sık sık yer alan doktor, ABD'de yaptığı televizyon programında Yunanistan'ın İkarya adasında beslenmenin insan sağlığı ve ömrü üzerindeki etkisinin incelendiği bilimsel bir çalışmadan söz ederken, bu adada yaşayan insanların da sık sık tükettiği kahveden söz ederken Yunan Kahvesi ifadesini kullanarak Türk Kahvesi-Yunan Kahvesi polemiğine istemeden de olsa müdahil olmuş oldu.

Türk Kahvesi olarka bildiğimiz ve artık kültürümüzün de bir parçası olmuş kahve Yunanlılar tarafından da yoğun şekilde tüketiliyor. Yunanlıların Türk Kahvesi tüketmesinde tabi ki bir problem yok. Ancak bize ait pek çok şeye sahip çıkan Yunanlılar, Türk Kahvesine de sahip çıkıyorlar. Hatta öyle ki, pek çok batı ülkesinde, bildiğimiz Tük Kahvesi Yunan Kahvesi olarak biliniyor. Benzer şekilde baklava da bir Yunan tatlısı olarak bilinmekte. Bunlara örnek vermek istersek oldukça uzun bir liste oluşturmak zorunda kalabiliriz. O yüzden kahve üzerinden devam edelim.

Mehmet ÖZ daha sonra yaptığı açıklamada ise, programda söz konusu kahvenin aynı zamanda Türk Kahvesi olduğunu ve Türkiye'de de yoğun şekilde tüketildiğini
ifade ettiğini belirtiyor. Programı takip etmedim ama bir Türk olarak en azından bunu yapmış olduğuna inanmak istiyorum.

Turkish Coffee Mi Greek Coffee Mi? başlıklı yazıyı da okumanızı tavsiye ederim.