14 Ocak 2014 Salı

Fransa'nın First Lady'si Kim?

Tabi ki Fransız Cumhurbaşkanı Hollande'ın eşi mi? Hayır, sevgilisiydi!? Di'mi orasını da bilmiyoruz. Çünkü Cumhurbaşkanı François Hollande'ın eski eşi Hollande'ın saraydaki sevgilisine tuzak kurarak eski eşine yeni bir hatun ayarlamış diyorlar... Eski eşin de böylesi ancak Fransa'da olurdu zaten. Şimdi Hollande'ın saraydaki sevgilisi halen sevgilisi mi bilmiyoruz. Daha doğrusu bizim umurumuzda değil ama Fransız'lar first lady'leri kim bilmiyorlar. Hatta Hollande bile tam olarak bilmiyor gibi...
François Hollande

Olay  tabi Fransız parlamentosuna da yansımış. Fransız parlamenterler Hollande'nin sevgilisi Lady Valerie Trierweiler eğer artık first lady değilse halen neden saraydaki masraflarını ödüyoruz diye sormuşlar... Adamlar haklı...

Yalnız bir nokta var... Hollande'ın aşk hayatı kimseyi ilgilendirmez. Ancak böyle bir olay bizde olsa kimse fist lady'nin harcamaları ile ilgilenmezdi. Bizde olay tamamen aldatma-yasak aşk, ahlak vs üzerinden yürürdü. Böyle bir adam Cumhurbaşkanlığına layık değil diyerek istifası bile istenirdi. Hatta Cumhurbaşkanı baskılara boyun eğer ve istifa ederdi heralde. Böyle bir olayın bizde olma ihtimali yok gibi ama... Aradaki bakış açısı kişilerin özel hayatına saygı ve iki ülkede uygarlık farkını resmen ortaya koyuyor olması bakımından son derecede çarpıcı... 

Hollande oyuncu Julie Gayet'i yeni first lady olarak saraya getirir mi getirmez mi bilinmez. Ama biz insanların özel hayatlarını bir yana bırakıp icraatları ile ilgilenmeye başlayana kadar bir yüzyıl daha geçer gibi. 

6 Ocak 2014 Pazartesi

Araba Almak Artık Lüks Olacak

Herkes bir otomobil sahibi olmak ister. Tarihi olarak hareketli bir toplum olan Türkler ulaşım aracı olarak atı yoğun şekilde kullanmış ve atlar Türkleri için çok değerli olmuştur. Ancak çağımızda atlar artık eski önemine sahip değil. Atlar yerini otomobillere bırakalı çok zaman oldu. Ama artık otomobil almak, hem alırken hem de aldıktan sonrası için oldukça pahalıya mal olan bir iş. Görünen o ki yeni araba almak isteyen pek çok kişi bu hayalini ya erteleyecek ya da vaz geçecek.

Ülkemizde otomobil alırken ödenen kdv ve ötv oranları oldukça yüksek. Avrupa'da otomobillere Türkiye'den yüksek vergi uygulayan sadece bir ülke bulunmaktaymış. Bu durum Avrupa ülkeleri ve Türkiye arasındaki kişi başı yıllık gelirdeki uçurum da göz önüne alınırsa, otomobilin bizler için ne kadar büyük bir lüks olduğu daha net anlaşılacaktır.

Bazıları daha alt segmentlerde yer alan otomobillerin piyasadaki ağırlığının artacağını düşünebilir. Ancak ülkemizde zaten üst segmentlerde yer alan araçların pazar payı düşüktü. Bunu sokağa çıkar çıkmaz anlamak mümkün. Araçların büyük bir bölümü alt gelir düzeyine hitap eden modeller.

Otomobil alırken ödenen vergilerin yüksekliği bir yana, otomobili aldıktan sonra da her yıl iki taksitle ödenen motorlu taşıtlar vergisi de azımsanacak bir yük değil. Özellikle motos silindir hacmi yükseldiğinde vergiler astronomik rakamlara ulaşabiliyor. Ölye ki bazı otomobillerin yıllık vergisi ile ikinci el bir araç almak mümkün. Burada temel olarak motor silindir hacminin alınması da bazı noktalarda adaletsiz bir sistem oluşturuyor. Ölye ki, 1.6 lt motor hacminde farklı marka ve model iki araç arasında büyük fiyat farkı olabilirken vergilendirmede aynı sınıfa alınabiliyorlar. Bu da çok daha pahalı ve lüks bir araçla daha alt sınıf  bir araç için aynı motorlu araçlar vergisi ödeneceği anlamına geliyor. Bu biraz Boğaz'a nazır bir ev ile aynı metrekarede emlak değerleri çok daha düşük bir yerdeki eve aynı verginin ödenmesi gibi bir durum ve pek adaletli görünmüyor.

Otomobil kredilerine gelen yeni düzenleme ile de artık salt kredi çekerek otomobil almak zor. Bundan böyle değeri 50,000 TL altındaki araçlar için araç fiyatının %75'inden fazlası için kredi çekilemeyeceği gibi kredi vadesi de 48 aydan uzun olamayacak. Yani artık kredi çekerek otomobil almak da zorlaştı.

Her şeye rağmen otomobil alabilenlerin masrafları daha bitmedi. Kasko ve trafik sigortasından başlayarak, kaza yapılmadığında dahi bakım giderlerine kadar bir sürü ek masraf sizi bekliyor. Son olarak da yakıt fiyatları. Artık günümüzde benzin ve motorin fiyatları araç alacakaları ciddi ciddi düşünmek zorunda bırakacak seviyelerde. Hatta aracı olanlar da yüksek yakıt fiyatları yüzünden araçlarını mümkün olduğunca az kullanmak istiyorlar. Otogaz fiyatı ise eskisi gibi benzin ve motorin karşısında sahip olduğu fiyat avantajına sahip değil. Halen fiyatı düşük olsa da artık bu makas da daralıyor.

Bu masraflardan kaçmak ve aynı zamanda da ayağını yerden kesmek isteyenler bir alternatif olarak motosikletleri düşünebilirler. Ancak Türkiye'de motosikletlere çok sıcak bakılmadığı da bir gerçek.

Tüm bunlara rağmen insanların otomobil almakta bu kadar zorlanmasının bir avantajı da olabilir. Trafiğe giren araç sayısında bir azalış ve park yerinden ayrılmayan araç sayısında bir artış olursa, özellikle İstanbul gibi trafiğin işkenceye dönüştüğü şehirlerimizde trafik sorunu bir miktar çözülebilir. Hatta bu şekilde devam edilirse gelecekte trafik sorunu diye bir sorunumuz olmayabilir de. Sadece zenginlerin yaşadığı semtlerde trafik ve park yeri sorunu devam edecektir.

4 Ocak 2014 Cumartesi

O Küçük Kız Hala Gülümsüyor... Yalnızca Siz Duymuyorsunuz!

Mobil teknolojileri gençler her zaman daha yoğun kullanmış ve faydasını daha çok görmüştür. Ta ki 1 Ekim 2013’e kadar... TENA tarafından gerçekleştirilen yaşlılara özel sosyal sorumluluk projesinde, mobil ve internet teknolojileri, yaşlılarımızı mutlu etmek ve onlara unutulmaz bir gün yaşatmak için kullanıldı. Dünya Yaşlılar Günü’nde tüm Türkiye’nin sesini huzurevlerindeki yaşlılara ulaştırmak ve onları hatırlamamızı sağlamak için, dünyanın lider yaşlı ve hasta bezi markası TENA tarafından bir interaktif banner kampanyası gerçekleştirildi.
Gün boyunca www.hurriyet.com.tr ‘deki bannerlarda ve www.herzamangenc.com ‘da gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projesinde; mobil teknolojinin gücü, internaktif bir video banner ile mutluluğa dönüştürüldü. Sabahtan akşama kadar yayınlanan reklam bannerlarına tıklayanlar, açılan ekrana cep telefonu numarasını girerek, saniyeler içinde çalan telefonlarının diğer ucunda bir huzurevi sakininin sesini duydular ve dünya yaşlılar gününü kutladılar.

Bu sürpriz kutlama kampanyasının iç ısıtan görüntülerini izleyince, kendinizi bir huzurevinde ya da bir aile büyüğünüzü ziyaret yolunda bulmanız kuvvetle muhtemel.

Bu kampanya, bir taraftan huzurevlerindeki yaşlılarımızı 1 Ekim boyunca aldıkları telefonlarla mutlu ederken, diğer taraftan 12 Kasım günü ödül töreni yapılan Mediacat Felis Ödülleri’nde 2 dalda aldıkları yaratıcılık ödülleri ile hayatlarındaki en özel anlardan birini yaşatmış oldu: http://www.herzamangenc.com/11/en-yaratici-dijital-sosyal-sorumluluk-projesi/

Siz de bu sosyal sorumluluk kampanyasına destek olmak ve huzurevlerini aradığımızda yaşlılarımızın yüzlerinde yaratabileceğimiz mutluluğu etrafınızdaki kişilere anlatmak için kampanya videosunu #bukızıgüldür hashtagi ile paylaşabilirsiniz.

Bir boomads sosyal sorumluluk içeriğidir.

27 Aralık 2013 Cuma

Dolar 2.2 TL Euro 3.0 TL olur mu?

Yatırımcılar yatırım kararları verirken temel analiz ve teknik analiz yöntemlerinin birini veya ikisini birden kullanırlar. TL üzerinden kur değişimlerinden faydalanarak kazanç elde etmeyi düşünenler bugünlerde teknik analizden ziyade temel analize önem vermelidir. Çünkü oldukça çalkantılı bir siyasi gündeme sahip olduğumuz bugünlerde bir açıklama ile piyasalar hafif toparlanırken, hemen akabinde gelen bir başka açıklama ile tepe taklak olabiliyor. Bu durumda yatırımcılar normal olan piyasa dinamiklerine göre hareket edemiyorlar. Sonuç olarak ise piyasa dinamikleri, genel istatistikler vb. verilerden faydalanarak geliştirilen teknik analiz araçlarının hemen hiçbiri güvenilir sinyaller veremeyecektir. Aslında yapılması gereken en doğru davranış, özellikle de profesyonel olmayan yatırımcılar için, bu günlerde döviz/TL kurlarından uzak durmaktır diyebiliriz. Büyük kar potansiyeli olsa da büyük kayıp riski de bulunan bu günlerde kar etmek için bilgi ve becerinin yanında şansa da ihtiyaç var.

Mevcut siyasi kriz dönemi bu şekilde devam ettiği takdirde Dolar 2.2 TL'yi aşmakta zorlanmayacaktır. Aynı şekilde Euro 3.0 TL'yi aşabilir ve hatta 3.10 TL'yi de aşabilir. Bunu temel analiz yöntemleri ile algılamak mümkün olsa da, ulaşılabilecek noktaları hassas olarak belirlemek için yine teknik analiz yöntemlerinden faydalanmak gerekiyor. Ancak siyasi krizin çözülmesi halinde aşağı yönlü sert hareketler de beklemek gerekiyor.

Öncelikle politik gündemi bu kadar çalkantılı olan hiçbir ülkede hiçbir yatırımcı parasının bulunmasını istemez. Borsa İstanbul'da görüğümüz çöküşün temel nedeni de budur diyebiliriz. Yabancı yatırımcılar pozisyonlarını kapatırken, bunu öngören yerli yatırımcılar da pozisyonlarını kapattı. Böylece ağır bir satış baskısı altında kalan borsa endeksi aşağı yönlü sert hareketler yaptı.

Borsadan çıkan yabancı yatırımcılar ellerindeki TL ile dolar ve euro gibi yabancı paralar alarak piyasalardan çıktılar. En azından önemli bir kısmı için böyle olduğunu söylemek mümkün. Bu durum da piyasalardan önemli oranda döviz çıkışı olmasına yol açıyor.

Ancak her kriz dönemi borsada kar fırsatları demektir. Eğer orta ve uzun vadede yatırım düşünüyorsanız yatırım fırsatlarını tam da bu dönemde düşünebilirsiniz. Doğru bilgilere ulaşır doğru analizler yaparsanız olması gereken değerin çok altına düşmüş kağıtlarda alış yönlü pozisyon açabilirsiniz. Elbette bu çalkantılı dönem de geçecektir ve borsa yavaş da olsa yükselecektir. Bu dönemde değeri olması gerekenin altına düşmüş olan kağıtlar da böylece yükselecektir diye bir tahminde bulunabilir ve bu tahmininiz gerçekleşirse büyük karlar edebilirsiniz. Her kriz döneminden ayın zamanda yatırım fırsatı olarak da söz edilmesinin temel nedeni deböyle beklentilerdir ve bu beklentiler de genelde doğru çıkmaktadır.

ÖNEMLİ NOT: Burada paylaşılan bilgiler yatırım danışmanlığı niteliği taşımaz. Burada paylaşılan yazı doğrultusunda yatırım kararı alanların edeceği olası zararlardan dolayı sorumluluk kabul edilmez.