Coherence 2013 yapımı bir film. James Ward Byrkit'in yönetmenliğini yaptığı filmde Emily Baldoni, Maury Sterling ve Nichlas Brendon gibi oyuncular bulunuyor. IMDB puanı 7,3 olan filmi iki gün önce tamamen şans eseri izledim. Öncesinde böyle bir filmin var olduğundan dahi haberim yoktu. Filmin konusu ise paralel evrenlerle ilgili. Dünyanın çok yakınından geçmekte olan bir kuyruklu yıldız çeşitli anormalliklerin oluşmasına neden oluyor. Cep telefonları bozuluyor, internet kesiliyor ve son olarak elektrikler de gidiyor. Bir evde bulunanlar elektrik olan bir başka eve giderek telefonlarının olup olmadığını sormak istiyor.İki kişi ayrılarak gidiyor ve şaşkın bir halde ellerinde bir kutu ile dönüyorlar. Filmin ilerleyen sahnelerinde iki evdekilerin de aynı kişiler oldukları ve aslında bu durumda pek çok ev olduğu ortaya çıkıyor. Yani aynı kişilerin bulunduğu çok sayıda paralel evrenler arasında bir geçiş kuyrukluyıldız sayesinde mümkün oluyor. Film bu durumda insanların verdiği kararlar ve davranışları ile ilgili olayları anlatıyor. Zaman zaman dram, gizem ve komedi ağırlıklı olan film paralel evren kavramına farklı bir bakış açısı getirmiş olması nedeniyle gözden kaçmış güzel bir film. IMDB'den de 7'nin üzerinde bir puan almış olması da filmin başarısını gösteriyor.
Bu filmi izlememiş olanların mutlaka bir göz atması gerekir. Özellikle de fantastik, bilim kurgu ve gizem filmlerini seven ve paralel evren ile ilgili konulara merak duyanlar kaçırmamalı.
Filmin fragmanını aşağıda bulabilirsiniz.
24 Ağustos 2014 Pazar
23 Ağustos 2014 Cumartesi
FINDIK FİYATLARI 15 TL'Yi GEÇEBİLİR Mİ?
2014 yerel seçimlerinin olduğu 30 Mart günü meydana gelen kar yağışı ve aşırı soğuklar nedeniyle ülkemizde fındık rekoltesi bu yıl önemli ölçüde düşük kaldı. Sadece alçak vadiler ve denize yakın kesimler gibi dar alanlarda fındık bol iken rakım yükseldikçe durum vahim şekilde değişti. Yüksek rakımlarda bu yıl hiç hasat yapamayan pek çok fındık üreticisi var. Orta rakımlarda ise yine vadiler ve görece alçak kesimlerde az çok olmakla birlikte kısmen var kısmen yok bir durum mevcut. Üreticilerin çoğu ya hiç fındık hasat etmedi ya da ortalamanın çok çok altında bir fındık elde edebildi.
Geçtiğimiz yıllarda da fındık rekoltesinin genelde düşük seyretmesi nedeniyle depolardaki mevcut fındık stoku tükenmiş durumda. Zaten depoda uzun süre bekleyen fındıkların tadı değiştiğinden tüketimden ziyade fındık yağı üretimi için kullanılıyorlar.
Yeni sezon fındık fiyatları her yıl Ağustos ayında serbest piyasada belli bir değerden başlar, Eylül ve Ekim aylarında üreticilerin yeni mahsülü pazara indirmesiyle, yani artan arza bağlı olarak kısmen düşer ve ilerleyen dönemlerde arz/talep dengesine göre yavaş yavaş yükselen veya dar bir bantta dalgalanan bir seyir izler. Genellikle fındıkta tavan fyat Mayıs ayında görülür.
2014 yılının da çok farklı olmayacağı öngörülebilir. Ancak burada dikkat çekici bazı noktalar var. Giresun Ticaret Borsası'nın verilerine göre 18 Ağustosta kabuklu fındığın kilogram fiyatı 11,20 TL iken 20 Ağustosta 11,00 TL'ye gerilemiş. Ordu'da yetişen levant kalite fındığın kg fiyatı ise 10,00 TL civarında. Bu fiyatların Eylül ayı içerisinde 9,00 hatta 8,00 TL'ye kadar gerilemesi mümkün olabilir. Ancak üreticilerin büyük bölümü, özellikle ödenecek acil borçları olmayanlar fındığı 15,00 TL'den ucuza satmaya niyetli değil. Yani fındık üreticisinin fiyat hedefi bu yıl 15,00 TL/Kg. Peki ya daha da yükselebilir mi?
Fındık rekoltesinin düşük olacağının anlaşılmasıyla Nisan ve Mayıs aylarında yükselen fındık fiyatları 10,00 TL'ye ulaşınca elinde stok bulunan üreticilerin önemli bölümü fiyatlar düşer endişesi ile ellerindeki stoku s
attılar. Fındık fiyatları 15,00 TL'ye çıkarsa büyük bölümü bu satıştan önemli oranda zarar etmiş olacak.
1 Kg kabuklu fındık için (Giresun kalite) 20,00 TL oldukça yüksek bir fiyat. Fiyatın 15,00 TL'yi geçmesi beklenebilir ama 20,00 TL'ye çıkmasını beklemek biraz hayalcilik olabilir. Yine de ekonomik sıkıntı çekmeyen üreticileri sezon kapanana kadar bu fiyatı hedefleyip beklemeyi tercih edebilirler. Ancak sezon kapanmadan ellerindeki ürünü piyasaya sürmeleri onlar için daha hayırlı olacaktır. Çünkü olağanüstü hava şartları nedeniyle düşük olan 2014 rekoltesi nedeniyle yükselen fiyatlar, 2015 yılı için geçerli olmayabilir. 2015 yılı fındık açısından verimli bir yıl olursa tekrar fındığın Kg fiyatı 5,00 TL'ye kadar gerileyebilir. Stokta fındık olmamasındna dolayı daha da düşmesi pek olası görünmüyor.
Fındığın fiyatını etkleyen bir önemli etken de kur. ABD'de açıklanan ekonomik veriler Doların değerlenmesini destekler nitelikte. Dolarda değer artışı olmasa bile bu etki ile kurun aşağı sert inişler yapması pek olası görünmüyor. Özellikle de 2015 yılında ABD'de faiz artırımı olursa dolar kuru yukarı seyir göstermek isteyecektir. Bu yukarı seyir başka etkenlerce de desteklenirse kurda önemli artışlar olabilir. Dolar kuru yükselmesi ise fındık fiyatının TL bazındaki fiyatını yukarı yönlü etkiler. Bu da demek oluyor ki önümüzdeki dönemde kur da fındık üreticisinin yanında olacak.
Nutella markasının sahibi İtalyan Ferrero şirketi yükselen fındık fiyatları nedeniyle ABD'nin Oregon eyaletindeki üreticilerden fındık alacağını duyurdu. Türkiye dışındaki fındık üretimi yapılan ülkelerdeki üretim fiyatların yükselişini etkileyebilir. Anca dünyadaki toplam üretimin %70'inden fazlasını gerçekleştiren ülkemizde yaşanan rekor rekolte düşüşü global piyasalardaki fındık fiyatlarının yükseltecektir. Bunun önünde duracak bir güç yoktur.
Fındık üreticileri ellerindeki mahsülü mümkün olduğunca pazara indirmemeli. Acil nakit ihtiyaçları varsa ihtiyaçlarını karşılayacak kadar ürün satmalı. Sezon boyunca fiyatları takip etmeli ve mümkün olan en yüksek seviyeden ürünü elinden çıkarmalı. Ancak bu yıl üreticilerin gelecek sezona fındık saklamaları büyük risk almak olacaktır. Gelecek yıl fındıkta bolluk yaşanması durumunda bu yıl görülecek fiyatları görmek hayal olacaktır.
Fındık ile ilgili güncel haberleri BURADAN takip edebilirsiniz.
Geçtiğimiz yıllarda da fındık rekoltesinin genelde düşük seyretmesi nedeniyle depolardaki mevcut fındık stoku tükenmiş durumda. Zaten depoda uzun süre bekleyen fındıkların tadı değiştiğinden tüketimden ziyade fındık yağı üretimi için kullanılıyorlar.
Yeni sezon fındık fiyatları her yıl Ağustos ayında serbest piyasada belli bir değerden başlar, Eylül ve Ekim aylarında üreticilerin yeni mahsülü pazara indirmesiyle, yani artan arza bağlı olarak kısmen düşer ve ilerleyen dönemlerde arz/talep dengesine göre yavaş yavaş yükselen veya dar bir bantta dalgalanan bir seyir izler. Genellikle fındıkta tavan fyat Mayıs ayında görülür.
2014 yılının da çok farklı olmayacağı öngörülebilir. Ancak burada dikkat çekici bazı noktalar var. Giresun Ticaret Borsası'nın verilerine göre 18 Ağustosta kabuklu fındığın kilogram fiyatı 11,20 TL iken 20 Ağustosta 11,00 TL'ye gerilemiş. Ordu'da yetişen levant kalite fındığın kg fiyatı ise 10,00 TL civarında. Bu fiyatların Eylül ayı içerisinde 9,00 hatta 8,00 TL'ye kadar gerilemesi mümkün olabilir. Ancak üreticilerin büyük bölümü, özellikle ödenecek acil borçları olmayanlar fındığı 15,00 TL'den ucuza satmaya niyetli değil. Yani fındık üreticisinin fiyat hedefi bu yıl 15,00 TL/Kg. Peki ya daha da yükselebilir mi?
Fındık rekoltesinin düşük olacağının anlaşılmasıyla Nisan ve Mayıs aylarında yükselen fındık fiyatları 10,00 TL'ye ulaşınca elinde stok bulunan üreticilerin önemli bölümü fiyatlar düşer endişesi ile ellerindeki stoku s
attılar. Fındık fiyatları 15,00 TL'ye çıkarsa büyük bölümü bu satıştan önemli oranda zarar etmiş olacak.
Peki fındık fiyatları 20,00 TL/Kg olabilir mi?
1 Kg kabuklu fındık için (Giresun kalite) 20,00 TL oldukça yüksek bir fiyat. Fiyatın 15,00 TL'yi geçmesi beklenebilir ama 20,00 TL'ye çıkmasını beklemek biraz hayalcilik olabilir. Yine de ekonomik sıkıntı çekmeyen üreticileri sezon kapanana kadar bu fiyatı hedefleyip beklemeyi tercih edebilirler. Ancak sezon kapanmadan ellerindeki ürünü piyasaya sürmeleri onlar için daha hayırlı olacaktır. Çünkü olağanüstü hava şartları nedeniyle düşük olan 2014 rekoltesi nedeniyle yükselen fiyatlar, 2015 yılı için geçerli olmayabilir. 2015 yılı fındık açısından verimli bir yıl olursa tekrar fındığın Kg fiyatı 5,00 TL'ye kadar gerileyebilir. Stokta fındık olmamasındna dolayı daha da düşmesi pek olası görünmüyor.
Fındığın fiyatını etkleyen bir önemli etken de kur. ABD'de açıklanan ekonomik veriler Doların değerlenmesini destekler nitelikte. Dolarda değer artışı olmasa bile bu etki ile kurun aşağı sert inişler yapması pek olası görünmüyor. Özellikle de 2015 yılında ABD'de faiz artırımı olursa dolar kuru yukarı seyir göstermek isteyecektir. Bu yukarı seyir başka etkenlerce de desteklenirse kurda önemli artışlar olabilir. Dolar kuru yükselmesi ise fındık fiyatının TL bazındaki fiyatını yukarı yönlü etkiler. Bu da demek oluyor ki önümüzdeki dönemde kur da fındık üreticisinin yanında olacak.
Nutella markasının sahibi İtalyan Ferrero şirketi yükselen fındık fiyatları nedeniyle ABD'nin Oregon eyaletindeki üreticilerden fındık alacağını duyurdu. Türkiye dışındaki fındık üretimi yapılan ülkelerdeki üretim fiyatların yükselişini etkileyebilir. Anca dünyadaki toplam üretimin %70'inden fazlasını gerçekleştiren ülkemizde yaşanan rekor rekolte düşüşü global piyasalardaki fındık fiyatlarının yükseltecektir. Bunun önünde duracak bir güç yoktur.
Fındık üreticileri ne yapmalı?
Fındık üreticileri ellerindeki mahsülü mümkün olduğunca pazara indirmemeli. Acil nakit ihtiyaçları varsa ihtiyaçlarını karşılayacak kadar ürün satmalı. Sezon boyunca fiyatları takip etmeli ve mümkün olan en yüksek seviyeden ürünü elinden çıkarmalı. Ancak bu yıl üreticilerin gelecek sezona fındık saklamaları büyük risk almak olacaktır. Gelecek yıl fındıkta bolluk yaşanması durumunda bu yıl görülecek fiyatları görmek hayal olacaktır.
Fındık ile ilgili güncel haberleri BURADAN takip edebilirsiniz.
PAYLAŞMA İHTİYACI VE ÇAĞDAŞ ROBINSON CROUSE'LAR
"Yalnızlık yalnızca tanrıya mahsustur" derler ya, belki de doğrudur. İnsan yalnız olarak da yaşayabiliyor ve ister inanın ister inanmayın günümüzde pek çok Robinson Crouse var. Kim mi bunlar? Onlar aramızda yaşıyorlar.
Hani şu belki adını bile bilmediğiniz ama karşılaşınca merhabalaştığınız, ayrılınca da kısa bir süre "Adı neydi ki bunun?" diye kendi kendinize sorduğunuz ama bir türlü hatırlayamadığınız insanlar var ya...
Ama asıl Robinson'lar bunlar da değildir. Daha Robinson'lar vardır. Yukarıda sözünü ettiğim Robinson'ları hayat öyle olmaya zorlamıştır. Önemsenmeyecek işleri, ancak ihtiyaç duyulunca aranan numaraları ve adresleri vardır onların. Yine de bir aileleri ve sevenleri vardır. Küçücük bir dünyada yaşarlar. Milyonlarca insanın bulunduğu bir şehirde yaşasalar da, aslında onların dünyası bir avuç insandan oluşmaktadır. Bununla birlikte bu bir avuç insanla sıkı bir iletişim ve etkileşim halinde olabilirler.
Asıl Robinson'lar günlercebilgisayarbaşındaoturabilecekgillerdir. İnsanlarla iletişim demek onlar için internet demektir. Sosyalleşmek ise sosyal medya ile mümkün olabilir. Bu türün çocukluk hallerini körebe, saklambaç veya uzun eşek oynarken göremezsiniz.
İnternet ve getirdiklerinin insanları diğer insanlarla iletişim ve etkileşimden kopardığı, yalnızlaştırdığı doğru olsa da internet asıl suçlu değildir. Sadece gerçek Robinson'ların işini kolaylaştırmaktadır. Yukarıda sözü edilen ve hayat şartlarının Robinson olmaya zorladığı insanlar gibi, insanlık tarihi kadar uzun bir süredir hayat bu asıl Robinson'ları Robinson olmaktan alıkoyuyordu. İnsanlardan uzaklaşma, yalnızlaşma bu insanlar için bir ihtiyaçtır. Diğer insanlarla asgari iletişimden fazlası onlar için yük olmakadır.
Robinsonlar yalnız olmayı istese ve sevse de, yalnızlık onları mutlu etmez. Bu ilginç şekilde hayat paylaştıkça güzeldir. İnsan yaşadıklarını başkaları ile paylaşmaktan keyif alır. Öyle olmasaydı çocuklar oynamak için başka çocuklara ihtiyaç duymazdı. Çünkü insanı anlamak için çocuklara bakmak gerekir. Çocuklar insanın en insan, en katıksız olduğu halidir. Hal ve hareketlerinde yapmacıklık yoktur. Olduğuna yemin edebileceğiniz anda bile. Bu nedenle Robinsongiller mutlu olmazlar. Mutsuz da sayılmazlar. Hayat onlar için hep gridir.
Hani şu belki adını bile bilmediğiniz ama karşılaşınca merhabalaştığınız, ayrılınca da kısa bir süre "Adı neydi ki bunun?" diye kendi kendinize sorduğunuz ama bir türlü hatırlayamadığınız insanlar var ya...
Ama asıl Robinson'lar bunlar da değildir. Daha Robinson'lar vardır. Yukarıda sözünü ettiğim Robinson'ları hayat öyle olmaya zorlamıştır. Önemsenmeyecek işleri, ancak ihtiyaç duyulunca aranan numaraları ve adresleri vardır onların. Yine de bir aileleri ve sevenleri vardır. Küçücük bir dünyada yaşarlar. Milyonlarca insanın bulunduğu bir şehirde yaşasalar da, aslında onların dünyası bir avuç insandan oluşmaktadır. Bununla birlikte bu bir avuç insanla sıkı bir iletişim ve etkileşim halinde olabilirler.
Asıl Robinson'lar günlercebilgisayarbaşındaoturabilecekgillerdir. İnsanlarla iletişim demek onlar için internet demektir. Sosyalleşmek ise sosyal medya ile mümkün olabilir. Bu türün çocukluk hallerini körebe, saklambaç veya uzun eşek oynarken göremezsiniz.
İnternet ve getirdiklerinin insanları diğer insanlarla iletişim ve etkileşimden kopardığı, yalnızlaştırdığı doğru olsa da internet asıl suçlu değildir. Sadece gerçek Robinson'ların işini kolaylaştırmaktadır. Yukarıda sözü edilen ve hayat şartlarının Robinson olmaya zorladığı insanlar gibi, insanlık tarihi kadar uzun bir süredir hayat bu asıl Robinson'ları Robinson olmaktan alıkoyuyordu. İnsanlardan uzaklaşma, yalnızlaşma bu insanlar için bir ihtiyaçtır. Diğer insanlarla asgari iletişimden fazlası onlar için yük olmakadır.
Robinsonlar yalnız olmayı istese ve sevse de, yalnızlık onları mutlu etmez. Bu ilginç şekilde hayat paylaştıkça güzeldir. İnsan yaşadıklarını başkaları ile paylaşmaktan keyif alır. Öyle olmasaydı çocuklar oynamak için başka çocuklara ihtiyaç duymazdı. Çünkü insanı anlamak için çocuklara bakmak gerekir. Çocuklar insanın en insan, en katıksız olduğu halidir. Hal ve hareketlerinde yapmacıklık yoktur. Olduğuna yemin edebileceğiniz anda bile. Bu nedenle Robinsongiller mutlu olmazlar. Mutsuz da sayılmazlar. Hayat onlar için hep gridir.
24 Nisan 2014 Perşembe
Erkeklerde Otuzundan Sonra Bekar Kalmak!
Başlığa dikkat! Otuzundan sonra evde kalmak değil, otuzundan sonra bekar kalmak diyorum. Çünkü bu ülkemizde zor.. Bizzat bunun zorlukları ile mücadele etmek zorunda kalan biri olarak bunu söylüyorum. Peki nedir otuzundan sonra bekar kalmanın zorlukları. Uzun uzun açıklamaya gerek yok belki. Madde madde gidelim isterseniz.
Herşeye rağmen unutmayın...
BEKARLIK SULTANLIKTIR....
Dayanın...
OTUZUNDAN SONRA BEKAR KALMANIN ZORLUKLARI
- Öncelikle çevrenizdeki insanlar sizin artık evlenme çağınızın geldiğini ciddi ciddi düşünmeye başlayacak ve bunu size her fırsatta ifade edeceklerdir bir şekilde. Hatta yeni tanıştığınız insanlar bile bekar olduğunuzu öğrendiklerinde gözlerinde kocaman bir şaşkınlık ifadesi ile "Neden?" diye soracaklardır. Olası nedenleri bellidir aslında. Ama yine de soracaklardır. Eğer yaşınız otuzu aşmış ama bekar iseniz, sürüdeki tek kara koyun gibi, sürekli göze batacaksınız demektir. Sürekli ne zaman evleneceğiniz, neden evlenmediğiniz gibi sorularla muhatap olup cevap vermek zorunda kalacaksınız. Bir süre sonra cevaplar otomatikleşecektir. "Kısmet" gibi bir kısa cevap dahi iş görecektir ancak ikinci maddeye göre bu kısa cevabın istenmeyen yan etkilerine maruz kalabilirsiniz. Eğer evliliği düşünmediğiniz şeklinde bir cevap verirseniz evliliğin gerekliliği üzerine uzun nutuklar dinlemeye hazır olun.
- Çevrenizde özellikle de sizden yaşça büyük bayanlar bir an önce sizi başgöz etmek için kolları sıvayacaklardır. İşyerinizde, komşularda, aile çevrenizde nerede size uygun bir eş adayı görürlerse hemen size yetiştireceklerdir. Hatta genellikle kadınlar çöpçatanlık rolünü üstlenmeye çok gönüllü olsalar da, bazı erkekler de bu işe soyunabilirler. Siz artık evlendirilmesi gereken birisiniz ve bununla yaşamak zorundasınız. 1. maddede belirttiğim "Kısmet" cevabı ise gönüllü çöpçatanlarınızın gözünde "Ya istiyorum ama bulamadım bir türlü, bana bir yardımcı olsanız?" şeklinde algılanabilir. Can sıkıcı bir muhabbeti kesme görevini başarıyla yerine getiren bu cevap başınıza daha beter çoraplar da ördürebilir. Zaman zaman çevrenizdeki bekar kadınlardan gönüllü çöpçatanlarınızın gazabına uğramamak için uzak durmak, mesafeli olmak, hatta yan yana görünmemek için görünce yolunuzu bile değiştirmek isteyebilirsiniz. Sakın yaşınıza uygun bir bekar kadınla yan yana, konuşurken falan görünmeyin, çöpçatanlarınız anında kolları sıvayacaktır. Dünden Bugüne Çöpçatanlık başlıklı yazıyı okuyarak çöpçatanlık konusunda detaylı bilgi edinebilirsiniz.
- Siz artık bekar kadınların gözünde potansiyel koca adayısınız. Özellikle yeni tanıştığınız bekar kadınlar -yaş olarak da size müsait yaşlarda iseler- sizi potansiyel eş olarak göreceklerdir. Zaten otuzlarına gelmiş veya merdiven dayamış ama evlenememiş kadınlarda şiddetli bir evde kalmışlık hissi ile bir an önce evlenip çoluk çocuğa kavuşma isteği vardır genellikle. Bu durumda o okul yıllarındaki gibi kızlı-erkekli arkadaşlıkları unutun. İstenmeyen durumları engellemek adına kadınlara karşı daha bir mesafeli olmanız zorunludur.
- Bir ilişkiniz, yani bir kız arkadaşınız, sevgiliniz yoksa, yalnız birisiniz artık. Arkadaşlarınızın çoğu evlenmiş olacak. Bu durumda en samimi arkadaşlarınızla bile eskisi gibi görüşemeyeceksiniz. Artık onlar evli ve eşlerine karşı sorumlulukları var ve hiçbir kadın kocasını onun erkek arkadaşlarıyla paylaşmaya kolay kolay gönüllü olmaz. Onların eşleriyle düzenleyecekleri organizasyonlarda kendinizi yalnız hissedeceksiniz. Yalnız hissetmeseniz de tuhaf hissedeceksiniz ve bu tür organizasyonlardan uzak duracaksınız. Hatta bazen davet bile edilmemiş olduğunuzu öğrenip şaşırabilirsiniz de. Üstelik eskiden bir telefonla görüşüp şehrin altını üstüne getirdiğiniz arkadaşlarınızla görüşebilmek için artık onların eşlerinden icazet almaları zorunludur. Sizden gençlerle çok fazla kafanız uymayacak, yaşlılar hemen evlilik konusuna lafı getirdiğinden huzurunuzu kaçıracak ve siz kendinizi herkesten uzak, yalnız bir köşeye çekilmiş bulacaksınız. Tavsiye olarak bir bisiklet veya motor olmanızı ve canınız sıkıldığında kısa bir şehir turuna çıkmanızı önerebilirim. İşe yarıyor. Bu yalnızlık otuzundan sonra bekar kalmanın belki de en zorlayıcı yanıdır.
- Adam yerine konmamaya hazır olun. Eğer otuzunuzu aşmış ama bekarsanız, yeni tanıştığınız yaşça sizden büyük kadınlar ve erkekler size ezik gözüyle bakabilirler. Tanışacağınız bu gibi insanlar üzerinde ilk bırakacağınız intibayı oldukça olumsuz etkileyebilecek olan bu bekarlık haliniz iş görüşmelerinde bile sizin karnenize eksi puan olarak yansıyabilir. "Otuzunu aşmış ama evlenecek birini bulamamış BAŞARISIZ bir erkeği neden işe alayım ki?" düşüncesini olası patronlarınızın kafasından silmeniz zor olabilir. Ancak kuvvetli bir CV'ye sahip olanların bu konuda geçerli bir özrü vardır. Okumaktan fırsat bulamamış olmak gibi. Master'ınız doktoranız varsa, hele de yurtdışında, önemli bir mazerettir. Ama bu gibi kişiler özellikle 1. maddede sayılan sıkıntılardan kurtulsa da 2. ve 3. maddelerde saydığım hususlarda çok daha acınacak haldedirler. Düşünsenize, pırlanta gibi bir CV, olası yüksek maaşlı bir iş -ki alınmasınlar ama kadınların evlilikte en önem verdikleri şeydir bu- ve bekarsınız... Sizden iyi koca adayı mı var?
Herşeye rağmen unutmayın...
BEKARLIK SULTANLIKTIR....
Dayanın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


