7 Ekim 2012 Pazar

Türk Hava Yolları En Çok Noktaya Uçuş Yapan Havayolu Oldu

Evet, belki haberlerde, internette, gazetelerde ya da bir başka yerde gördünüz duydunuz belki de ilk defa burada görüyorsunuz ancak THY dünyada en çok ülkeye uçuş yapan havayolu konumuna gelmiş durumda. Gurur verici bir gelişme ancak insanın aklına şüphe de düşürmüyor değil. Gelin bu gurur verici tabloya beraber bakalım.

Basında THY'nin yeni bir güzergaha uçuş başlattığı haberini görmek artık sıradan bir olay halini almış durumda. Dahası pek çok kişinin adını dahi daha önce duymadığı noktalara THY uçuş düzenliyor. Yazıyı yazarken bir yandan da THY sitesinde geziniyorum ve en son Kilimanjaro'ya uçuş başlatıldığını görüyorum. Dünyanın en yüksek dağlarından biri olan Kilimanjaro ( 5.898 m ) Afrika kıtasında yer alan Tanzanya'da yer alıyor. Yanlış duymadını Tanzanya...

Tablo her ne kadar gurur verici olsa da, böyle noktalara yapılan uçuşlar gerçekten ekonomik mi? Türkiye'den bu ülkelere ve bu ülkelerden Türkiye'ye gerçekten yeterli sayıda yolcu var mı? Uçaklar dolu mu gidip geliyor yoksa boş mu? Doluluk oranı nedir? İşte bu noktalarda biraz şüpheci olmak sanırım hakkımız. Yoksa haftada bir bile düzenlense Türkiye'den Tanzanya'ya bir uçak dolusu yolcu çıkacağını sanmıyorum.

Bununla birlikte THY yönetiminin ekonomik olmadığı anlaşılan hatlardan uçuşları kaldıracağını kabul etmek gerek. İlk yeni bir destinasyona uçuş düzenlerken belli bir risk alınır elbette. Bir süre bakılır ve eğer doluluk oranı iyiyse o hatta uçuşa devam edilir aksi halde uçuçlar iptal edilir. Sonuçta dünyanın en çok noktasına uçuyoruz diye öğünmek için zararına uçuşlar düzenlemenin hiçbir mantığı yok. Umarız THY yönetimi de bunun bilincindedir.

Tabi THY'nın dünyanın hemen her noktasına uçuyor olması bizler için hem yaşamı kolaylaştıran, hem de göğsümüzü kabartan bir durum. Öyle ki, nereye gidecek olursanız olun THY'nın ya tam o noktaya uçuşu oluyor ya da çok yakın bir noktaya kadar sizi götürebiliyor. Ayrıca bayrağımız adını bile bilmediğimiz ülkelerde dalgalandırıyor olması da cabası. THY yönetiminin ne kadar rasyonel davrandığı konusunda şüphci olsam da, rasyonel kararlar verdiği kabulü ile, THY'nı bugünkü noktaya getirdikleri için yönetimdeki herkesi tek tek kutlamak gerek.

Tabi yakın geçmişteki grev ve işten işçilerin işçten çıkarılmalarını unutmadık. Oldukça nahoş bir olay, olmamalıydı. THY'na yakışmadı.

Ama yine de teşekkürler THY...

1 Ekim 2012 Pazartesi

Eldest Çekilecek Mi?

Cristopher Paolini'nin genç yaşta ( 15 ) yazmaya başladığı ve ailesinin de büyük desteği ile şu anda Miras dörtlemesi olarak bilinen bir seriye dönüşen fantastik maceranın ilk kitabı olan Eragon, pek çok eleştirmen tarafından çok basit, hatalarla dolu, basılmaya değer olmayan bir kitap olarak değerlendirilmiş olsa da, New York Times'ın en çok satanlar listesinde tam 121 hafta yer almayı başarmış bir kitaptır. Fantastik kitaplarla ilgilenmiyorsanız ya da çok fazla kitap okumuyorsanız bu kitapla karşılaşmış olma olasığılığınız düşük. Ancak 2006 yılında Eragon sinemaya aktarıldı ve büyük olasılıkla bu yeniyetme ejdarha sürücüsünü / binicisini görmüşsünüzdür.
Eragon filmi de kitabı gibi eleştrilmeye açık. IMDB puanı sadece 5.0. Yani ancak vasat bir film olabiliyor. Ancak fantastik filmlerden hoşlananlar için izlemeye değer. Stefen Fangmeier'in yönetmenliğini yaptığı filmde ejdarha süvarisini Ed Speleers canlandırıyor. Kitapta da filmdeki gibi genç yaşta ejdarha süvarisi olan Eragon, filmde de kendisiyle ilk defa karşılaşanlardan çokça daha büyü birini beklediklerini öğreniyor. İşin açıkçası filmi izleyen herkes daha büyük birini beklemiştir dersek çok yalan olmaz herhalde. Zira Ed Speleers bir ejdarha süvarisi olmak için çok çocuksu görünüyor. Jeremy Irons ( filmde Brom ) filme çok şey katmış ancak daha ilk filmde ölüyor olması üzücü. Ayrıca John Malkovich de filmin güçlü isimlerinden. Sienna Guillory ise güzelliği ile göz dolduruyor ( filmde Arya ).
Eragorn'u izlerken ya da kitabını okurken ilk dikkati çeken unsur filmin Yüzüklerin Efendisi üçlemesine çok benzer bir yapıya sahip olması. Kitapta Beowulf'tan tutun da, J.R.R. Tolkien dışında pek çok yazardan esinlendildiği görülür. Ancak serinin bu ilk kitabı genç yazarın çocukluk hayalleri ile dolu olmakla birlikte, acemicedir. Yine de 15 yaşındaki bir genç yazarın böyle bir kitap ortaya koyabilmiş olması küçümsenemeyecek bir başarıdır.
Saphira

Filme geri dönersek, Eragorn filmde kötü kral Galbatorix ( John Malkovich )'e karşı bir zafer kazanır ve film bu zaferden sonra biter. Ancak Kral intikam almak için ordularını toplayıp tekrar saldıracaktır. Kazanılan bu zafer kesin bir zafer değildir. Bu nedenle film bittiğinde izleyenlerde hep devamını izleme arzusu oluşur. Çünkü her ne kadar sanatasal açıdan çok başarılı bir film olmasa da, özellikle fantastik filmlerden hoşlananlar için oldukça sürükleyici bir filmdir. Ancak malesef serinin ikinci filmi olan Eldest henüz çekilmedi. Hatta hiç çekilmeyebilir.

Dünya'da Eragon'un devamını bekleyen kaç kişi vardır bilinmez ama sayının hiç de azımsanamayacak boyutta olduğunu söylemekte yarar var. Özellikle Safira ( Filmde Eragon'un ejderhası ), şimdiye kadar filmlerde gördüğümüz en estetik, en başarılı ejderha olarak hemen dikkat çekiyor ). Yüzüklerin Efendisi serisinin ardından bu serideki olayların öncesini anlatan The Hobbit filmi yakında vizyona girecek. Şimdilik Hobbitlerle idare etmek durumundayız.

Eldest'i bekliyoruz....

27 Eylül 2012 Perşembe

Bireysel Kredi Faizleri Ne Zaman Düşecek?

Ev alacaklar, araba alacaklar, eşyalarını yenileyecekler yada herhangi bir nedenle bankalardan kredi kullanmak isteyenler uzunca bir süredir kredi fazilerinin yüksekliğinden şikayetçi. Özellikle ev alacaklar yüksek miktarda ve uzun vadeli kredi kullanmak istediklerinden ödeyecekleri faiz miktarı onlar için çok daha büyük bir önem taşıyor. Ancak uzunca bir süredir ülkemizdeki bankaların bireysel kredi faiz oranları %1.2-1.6 aralığında geziniyor ve bir türlü %1'ler seviyesine ve altına inemiyor. Bankalar ancak kısa vadeli ve düşük tutarlı ihtiyaç kredilerinde %1 ve altında faizlerle kredi olanağı sağlıyorlar ancak bu kredilerde de ödenen dosya masrafı kullanılan kredinin toplam maliyetini yükseltiyor ve sanki daha yüksek faizle kredi kullanılmış gibi bir durum ortaya çıkıyor.

İçinde bulunduğumuz küresel kriz bitecek gibi görünmüyor. Bu kriz tüm dünya ülkelerini ciddi olarak etkiledi ve biz dahil kimseyi teğet geçmiş değil. Tabi her ülke bu krizden aynı şiddetle etkilenmedi ancak yine de krizin en şiddetli yaşandığı dönemlerde dünya ekonomilerinin aldığı hasardan ziyade, ülkelerin ekonomilerinin bir türlü toparlanamamsı ve dünyada krizin zararını telafi edici büyüme rakamlarının gelmeyişi krizin etkilerinin uzun vadeye yayılmasına ve insanların çok daha derinden etkilenmesine yol açtı. Bu durum sermayinin maliyetini de yükseltiyor kuşkusuz.

Bununla birlikte ülkemizdeki faiz oranlarının yüksekliği mali politikalarla doğrudan bağlantılı. Ülkemizde halkın gelir durumu yani refah düzeyi yükselince anında ithalat patlaması yaşanıyor. Böyle olunca da ekonomimizin ana sorunlarından biri haline gelen cari açık patlama yapıyor. Bu durumu engellemek için ise çeşitli finansal politikalar ile bankaların tüketicilere daha yüksek maliyetle kredi vermeleri sağlanıyor. Bu politikada bir değişiklik olacağını, en azından kısa ve orta vade için söylemek malesef pek mümkün değil. İşsizlikle mücadele, ekonomik büyümenin iyice durgunlaşması ve resesyon olasılığı, yani ekonomik olarak büyüyemenin kronikleşmesi durumu söz konusu olabileceğinden bir miktar gevşeklik gösterilebilir ancak öyle ciddi bir adım olacağını beklemek için pek bir neden görülmüyor.

Söz konusu kredi faizleri ev-araba alacaklar, evlilik planları yapanlar gibi yüksek miktarda kredi talep edenlerin sürekli olarak takibinde.

Kredi faizlerinin düşmesini beklemek yerine insanlar ne yapabilir? Öncelikle yakın bir tarihte kredi faizlerinde önemli bir düşüş olmayacak. Bu durumda çok acil olmayan kredi ihtiyaçlarının ertelenmesi en mantıklı davranış olacaktır. Mevcut bir birikim varsa onu çeşitli şekillerde değerlendirmek ve en azından enflasyon oranında değer kazanmasını ve böylece reel olarak birikimin erimemesini sağlamak ve geçecek olan süreçte bir miktar daha birikim yaparak üzerine koymak ileride kredi kullanırken maliyetinizi azaltacak en mantıklı tercih olacaktır. Ancak ihtiyacı ötelemek çok daha yüksek bir maliyete sahipse ya da olanaksız ise, yüksek faizle de olsa kredi kullanmak ve ilerleyen dönemlerde kredi faizlerinin düşmesini beklemek gerekiyor. Faizler belirli bir düzeye indiğinde ise yeni bir kredi kullanarak yada mevcut krediyi yeniden yapılandırma yoluna gidilebilir.

Bununla birlikte çok acil bir durum söz konusu değilse kredi ihtiyaçlarınızı bir süre daha erteleyin.

20 Eylül 2012 Perşembe

The Hobbit Filmi: Yıllardan Sonra Yine Hobbitler

J.R.R. Tolkien, kesinlikle hayran olunası bir yazardır. Bir dilbilimci olan Tolkien, Yüzüklerin  Efendisi ülkemizde sadece Yüzüklerin  Efendisi  üçlemesi ile bilinse de, aslında bu üçlemede geçen olayların öncesi de vardır. Hatta gerek bu üçlemenin kitaplarında gerekse filmlerinde, olayların çok daha öncesinin olduğuna işaret eden çok nokta var. Bunlardan biri Bilbo Baggins'in bir zamanlar çıktığı macera dolu yolculuğun anlatıldığı The Hobbit adlı kitap. Yüzüklerin Efendisi üçlemesi bir efsane olarak arşivimizde dururken, yıllardan sonra "The Hobbit: An Unexpected Journey" adlı filmle yakın zamanda tekrar karşımıza çıkacaklar. Tolkien ve Yüzüklerin Efendisi hayranları bu filmi büyük bir merakla bekliyor.

Yüzüklerin Efendisi üçlemesinde yer alan filmlerin tamamı oldukça uzun metrajlı filmlerdi. Oysa The Hobbit filmi ortalama bir fim uzunluğuna sahip. İki saat kadar sürecek olan The Hobbit, 4 saate yakın süren üçlemedeki filmlerin yanında kısa film gibi kalıyor biraz.

Yüzüklerin Efendisi üçlemesini yazmadan önce Tolkien, hayal dünyasında baştan bir evren yaratıyor. Bu evrenin var edilişi, dünyanın yaratılışı,  büyük tanrı Eule'ye itaatsizlik eden Melkor'un Valarların arasından ( iyi tanrılar ) ayrılıp kötü tarafa geçtiği ve daha pek çok şey, Tolkien öldükten sonra tuttuğu notların derlenmesiyle oluşturulan Silmarillion adlı kitapta toplanmıştır. Üçlemedeki karanlık lord Sauron ise, kötü tanrı Melkor'un  hizmetkarıdır. Melkor ile Valar, yani iyi tanrılar arasında insanlar ve elfler dünyaya gelmeden önce savaşlar olmaktadır. Üçlemenin ilk filminde Gandalf'ın ölümüne neden olan Balrog ise Melkor'un bu savaşlar döneminden kalma bekçilerinden biriydi. Dünyanın yaratılışı, Melkor ve Valar arasındaki savaşlar, elfler, cüceler ve insanların dünyaya gelişi, yani olayların en başını öğrenmek için Silmarillion'u okumanızı tavsiye ediyorum.

Silmarillion'daki olaylardan çok sonra The Hobbit'te Bilbo Baggins beraberindeki diğer hobitler ile birlikte çalınan hazinelerini geri ele geçirmek için Ejderhanın peşine düşüyorlar. Bu macerada tam anlamıyla Yüzüklerin Efendisi serisinde var olan havanın olmayacağı açık. Ancak aynı karaterlerin ve aynı coğrafyada geçen bu macerayı görmek için sabırsazlanmamamız için de bir neden yok.

Son olarak The Hobbit filminin de Yüzüklerin Efendisi üçlemesi gibi Yeni Zellanda'da çekildiğini belirtelim. Aşağıda filmin fragmanını izleyebilirsiniz.

 The Hobbit Fragman: